Nedir.Org *
admin

Rönesans Nedir

Okunma : 30426

Rönesans : 15. ve 16 yy larda Avrupa’da bilmi2edebiyat ve sanat alanında yeniliklerin meydana geldiği döneme “yeniden doğuş” anlamına gelen Rönesans denir.

Rönesans Nedir (Özet)

Rönesans "yeniden doğuş" anlamına gelen bir süreçtir. 15. yüzyılda başlayan bu süreç, aynı yüzyıl içinde bütün Avrupa'ya yayıldı. Bu yenilikte, Roma ve Grek başarılarının yeniden cezalandırılması istemi vardır. Rönesans şu temel anlayışlara dayanıyordu.
 • Yeryüzü ilgi çekici ve araştırılmaya değer bir yerdir.
 • İnsan güçlüdür ve bu gücüyle büyük başarılar elde edebilir.
 • İnsanın sürekli faal olması şerefli bir şeydir ve "gerçek" güzeldir. Bu anlayışlara bağlı olarak da yaşadığımız dünya o kadar ilgi çekici bir yerdir ki, başka dünyaları düşünmenin hiçbir anlamı yoktur, anlayışı hakimdir.
 

Rönesansın Sebepleri

1. Kâğıt ve matbaanın icadı.
2. Coğrafi keşiflerden sonra Avrupa’da sanattan zevk alan zengin bir sınıfın ortaya çıkması.
3. İstanbul’un fethinden sonra birçok bilim adamının İtalya’ya giderek çalışmalarda bulunması.
4. Coğrafi keşiflerin etkisi.
5. Antik kültürün ( Eski Yunan kültürü ) incelenmesi.
 
Rönesans ilk olarak İtalya’da başladı. Daha sonra diğer Avrupa ülkelerine yayıldı. Bu dönemde insan ve insana ait değerlere ön palana çıkaran hümanizm akımı ortaya çıkmıştır.Bu dönemde edebiyat alanında Dante, Petrark ve Makyavel,resim alanında Leonardo da Vinci, heykeltıraşlık alanında Mikelanj, mimarlık alanında Rafael önemli sanatçılardır.
 

Rönesansın Sonuçları

1. Bilim ve teknik alanında gelişmeler oldu.
2. Hür düşünce ve yeni sanat anlayışları ortaya çıktı.
3. Skolastik düşünce yerini bilimsel düşünceye bıraktı. Gözlem ve deney önem kazandı.Akılcılık egemen olmaya başladı.
4. Avrupa’da gelişmenin ve ilerlemenin hız kazanmasına neden oldu.
5. Avrupa’da bilim ve teknik alandaki gelişmelerin önünü açtı.
 
Rönesans, İtalya'da başlamış, Fransa, Almanya, İngiltere, XVII.yy.da da İspanya ve Hollanda' ya yayılmıştır.
 

Rönesansın İtalyada Başlamasının Nedenleri

Coğrafi Konumu: Akdeniz ülkesi olarak, Antikite ve İslam Kültür ve Uygarlığı ile tanışmıştır.
Ekonomik Durumu: Akdeniz ticaretiyle uğraştığından, İtalyan şehirleri zenginleşmişlerdi.
Tarihsel Durumu: İtalya ; Roma, Yunan ve Hellen uygarlıklarının izlerini, ve birikimini taşıyan, zengin bir uygarlık merkeziydi.
Siyasal Durumu: Şehir devletleri şeklindeki yaşamda, insanlar daha özgürdüler.
Dinsel Nedenler: Roma, Hıristiyanlığın dinsel merkeziydi. Papa, bütün Avrupa'da etkili bir dini liderdi. Papa, Hıristiyanlarca ziyaret edilir ve kilise'ye bağışta bulunulurdu.
 

İtalyada Rönesans Hareketleri

1. Edebiyat Alanında :
* İtalya'da Rönesans hareketleri, " Hümanizma " ile başlamıştır. ( Antikite edebiyatının incelenmesidir.)
* Yunanca, Latince ve İbranice metinler, Eflatun, Napoli, Yeni,Roma Akademilerinde incelenmiştir.
* Hümanizmanın öncüleri ; Dante, Petrark, Bokaçius' dur. ( XIV.yy)
* XV. ve XVI. yy.da, Makyavel, Gişarden, Ariyosto ve Tosso, Hümanizmanın önde gelen isimleridir.

2. Güzel Sanatlar Alanında :
a. Resim :

* Anatomi Biliminin gelişmesi, perspektifin incelenmesi, insan vücuduna ve güzelliğe değer verilmesiyle resimde Rönesans doğmuştur.
* İtalya'da zamanla üç resim okulu oluşmuştur. Venedik Okulu ; daha çok, manzara resmi yapmışlardır. ( Paysagiste) en önemli temsilcisi Tisiyen' dir. Floransa Okulu ; İnsan vücuduna, perspektif ve Anatomi'ye değer vermişlerdir. Temsilcilerinden Ciyoto, İtalyan resmini, Bizans etkisinden kurtarmış ve resimde Rönesans'ın doğmasını sağlamıştır. Önemli temsilcileri, Leonardo da Vinci , Mikel Anj ( Mikelancelo ) dır. Roma Okulu ; Dini konuları işlemişlerdir.En önemli temsilcisi "Rafeal" ( Rafeal Sanzino ) dir.

b. Mimarlık ;
* Rönesans devrinin mimarları, ortaçağ mimarisi olan Gotik tarzını terk etmişler ve yeni bir mimari üslup oluşturmuşlardır.
* En önemli temsilcileri " Bramant " ve " Mikel Anj " dır.

c. Heykeltıraşlık :
* Antik dönem heykellerinin incelenmesi ve kopya edilmesiyle heykeltıraşlık gelişmiştir.
* En önemli temsilcileri ; Donatello, Giberti, Mikel Anj dır.

Rönesans Hareketlerinin Diğer Avrupa Ülkelerine Yayılması

İtalya' da başlayan Hümanizma ve Rönesans hareketleri; İtalya'nın Din ve Kültür merkezi oluşundan ve İtalya'nın Fransa,İspanya ve Almanya arasında paylaşılamaması nedeniyle çıkan İtalya Savaşlarının etkisiyle, batı Avrupa'ya yayılmıştır.
 

Fransada Rönesans

Kralların etkisi ve çalışmalarıyla başlamıştır. Önemli temsilcileri ; Rable ( Rabelais ), Ronsar ( Ronsard ), Montaigne Hümanizmada. Piyer Lesko, Jan Bülan mimaride,Jan Gojon heykeltıraşlıkta, Fransuva Klue resimde.

İngilterede Rönesans

En önemli temsilcisi, Hamlet-Otello-Romeo ve Jülyet'in yazarı Şekspir ( Shakespeare) dir.
 

İspanyada Rönesans

Don Kişot 'un yazarı " Cervantes "
 

Hollandada Rönesans

Ressam " Rambrand "
 

Rönesans Nedir (Detay)

xiv. yüzyil ortasinda italyada meydana gelen, xv. ve xvi, yüzyillarda bati avrupadaki ülkelere yayilan, edebiyat, sanat ve bilim alanindaki uyanişa verilen ad. rönesans, avrupada, orta çağdan yeni çağa geçişi, hazirlayan bir harekettir. ilkin italyada başlamiştir, italya da, donte (1265 -1321) petrarca (1304 - 1374), boccacio (1313 - 1375) gibi yazarlar, rönesans hareketinin öncüsü olmuşlardir. rönesans hareketinin başlamasinin sebepleri arasinda şunlar vardir: eski yunan ve latin edebiyat, felsefe ve bilimlerinin incelenmesi ,bunlarin okullarda okutulmağa başlanmasi; matbaanin icadi ile geniş halk kitlelerinin yeni buluş ve düşünüşleri kolayca okuyabilme imkâninin sağlanmasi : avrupada bilim adamlarini ve sanatkârlari koruyan bir sinifin meydana gelmesi.
 eski lâtin ve yunan medeniyetinin izlerini taşiyan italya, bu yeni hareketin öncüsü olan memleket olmuştur.
 buralar avrupa nin öbür ülkeleri gibi krallarin emrinde olan ülkelerden daha serbest daha hür bir durumdaydilar. çoğu ticaretle geçinen, zengin kimselerden meydana gelen halk,kilisenin baskisina pek aldirmadan yaşiyordu, zengin aileler sanatçilari korumayi, eski eserleri toplamayi bir vazife biliyorlardi. böylece yavaş yavaş ,eski yunan ve lâtin eserlerine karşi bir ilgi uyanmiş; istanbul un türkler eline geçmesi üzerine, birçok bizansli bilginler, eski elyazmalarini alarak italya ya göç edince bu ilgi daha belirli bir şekil almiştir. uzun zamandan beri kapali duran, unutulan yunan ve lâtin edebiyat ürünleri yeniden ortaya çikarilmiş, eski metinler çoğaltilmaya karşilaştirilmaya, açiklanmaya başlanmiştir. matbaaciliğin yayilmasi ile bu metinler daha geniş bir alana daha çabuk yayilmiş, rönesans hareketi hizlanmiştir. dante, petrarca, boc-caciodan sonra machiavelli (1469 - 1527), ariosto (1474 — 1533), tasso (1544 - 95) gibi yazarlar yetişmiştir. italyan rönesans hareketi yalniz edebiyat alaninda kalmamiş, güzel sanatlar alanina da yayilmiştir. giotto (1266-1337), botticelli (144 - 1510), leonardö da vinci (1452 - 1519), michelangelo (1475 - 1564), raphael (1483 - 1520) gibi ressam ve heykeltiraşlar, brunellesehi (1337 - 1446), bramante (1455 -1515) gibi büyük mimarlar yetişmiştir. italyanin avrupa ile doğu ülkeleri arasindaki ticareti elinde tutmasi, avrupanin öbür ülkeleriyle sürekli münasebetlerde bulunmasi, italyan rönesans hareketinin buralarda da yayilmasini sağlamiştir.
 fransada rönesans hareketi, paris üniversitesinde yunanca okutan gregorio tifemasin (1415 - 66) etkisiyle başlamiştir. başlangiçta, ortaçağ düşünüşüyle hareket eden bilginler ve sanatçilar bu harekete karşi koymak istedilerse de engel olamamişlar, charles viii.in napoliyi ele geçirmesi fransizlari italyan, rönesans ürünleriyle doğrudan doğru ya karşi karşiya getirmiştir. asil fransiz rönesans i françois i. zamaninda kendini göstermiş. bude ve scaliger gibi bilginler eski yunan üzerine araştirmalara hiz verirken, ronsard ile onun çevresinde birleşip plelade adini alan topluluk da eski eserlerden aldiklari ilhamla yeni bir fransiz edebiyati meydana getirmeğe başlamişlardir. rabelais (1494 - 1553), ronsard (1524-85), montaigne (1533 - 92) bu hareketin en önemli yazarlaridir.
 almanyada da rönesans, italyada okuyan öğrencilerin etkisiyle başlamiştir. johann reuehin (1452 - 1522), meanchton (1497 - 1560), en çok da hollandali erasmus (1467 - 1536) eliyle canli bir şekil almiştir.
 xv. yüzyil sonlarinda italyada padua, bolonya, floransa gibi üniversitelerde rönesans hareketini inceleyen ingiliz bilginleri yurtlarina dönünde oxford, cambridge üniversitelerinde bu hareketi yaymaya çalişmişlar; henry viii.nin koruyuculuğu ile ingiliz rönesanssina hiz vermişlerdir. william shakspeare (1564 - 1616) bu devrin en büyük yazaridir.
 rönesans hareketi, avrupalilar ve hollandaya da yayilmiştir. ispanyol cervantes (1547 - 1616), hoîlandali jerome boseh (1460 - 1516), pieter bruegel (1525 - 69) bu devrin önemli sanatçilaridir.
 rönesans hareketi, avrupalilarin eski yunan ve romanin en iyi sanat ürünleriyle karşi karşiya getirmiştir. resimde, heykelcilikte ve mimarlikta yeni bir zevk ve anlayişa yol açmiş, eski edebiyat ürünlerini örnek tutarak eserler yazmak isteğini uyandirmiştir. bu zamana kadar başta incil olmak üzere hemen bütün eserler lâtince yazilirken büyük yazarlar, eski ürünleri örnek tutan yazilarini kendi dillerinde vermeye çalişmişlardir. bu da bir çok avrupa ülkelerinde millî edebiyatlarin kuruluşuna yol açmiştir.
 eski yunan ve roma eserlerinde daha hür, daha çeşitli bir düşünce tarzi kendini göstermekteydi, ilerici kiliseler, bunlarla ortaçağin daracik düşünüş sistemi arasindaki ayriliği görmüşlerdir : bilim adamlari da bu hür düşünüşten ilham alarak araştirmalarinda, değişmez sanilan bir takim kurallara değil, deneye kendi buluşlarina önem vermişlerdir. böylelikle rönesans hareketinin sonlarina doğru bilimde de büyük bir ilerleme görülmüştür. copernicus (1473 - 1543), galileo (1564 - 1642), kepler 1571 - 1630) gök cisimlerinin hareketlerini, güneş sisteminin özelliklerini ortaya koymuşlar esrarli bir görünüşü olan simya ,van helmon (1577 - 1644). böyle (1627 - 94) eliyle modern kimya bilimine doğru gelişmiş; newton (1642 -1721) modern fiziğin, temellerini pare (1517 - 90) cerrahide, vesalius (1514 -64) anatomide yepyeni buluşlar ortaya koymuşlardir. harvey (1578 - 1658) kan dolaşimini bularak anatomi ve tipta büyük bir değişikliğe sebep olmuş; bacon (1561 - 1626), daha sonra descartes (1596 - 1650) deneyin, insan aklinin her çeşit araştirmada üstünlüğünü belirtmişlerdir.

Rönesans Resimleri

  • 10
    Rönesans reform süreci hareketleri 6 ay önce

    Rönesans reform süreci hareketleri

Rönesans Sunumları

  • 11
    Önizleme: 6 ay önce

    Rönesans hareketleri sunusu

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    RÖNASANS HAREKETLERİ15. ve 16.Yüzyıllarda Avrupa’da meydana gelen Sanat,Bilim,Edebiyat ve Güzel Sanatlar Alanı’ndaki yenileşme hareketleri-dir.Bu hareketlerle “HÜMANİZM AKIMI” (İnsan Sevgisi) yayılmıştır.Bu hareketler,ilk olarak İtalya ‘da başlamıştır.ANA SAYFANEDENLERİSONUÇLARIRönasans Hareketleri’nin başlamasında en büyük etken KAĞIT ve MATBAA ‘nın Avrupa’da yaygınlaşmasıdır.Rönasans Hareketleri’ninİTALYA ‘da Başlamasının Nedenleri

    2. Sayfa
    RÖNASANS HAREKETLERİANA SAYFARönasans Hareketleri ANA SAYFARönesans Hareketleri’nin NedenleriAvrupa’nın Coğrafi Keşifler ile zenginleşmesi (Burjuva Sınıfı)Matbaanın bulunmasıyla,yeni buluş ve düşüncelerin kolayca yayılmasıZenginleşen Avrupa'da sanattan ve edebiyattan zevk duyan bir sınıfın oluşması Yazar,şair ve sanatçıları koruyan ve destekleyen (Kilisenin Baskısından Korkmayan) varlıklı kişilerin olması İstanbul’un Fethi’nden sonra İtalya'ya göç eden Bizans Bilginlerinin etkisi

    3. Sayfa
    RÖNASANS HAREKETLERİANA SAYFARönasans Hareketleri ANA SAYFARönesans Hareketleri’nin SonuçlarıÖzgür düşünce ve yeni bir sanat anlayışı doğmuştur.Skolastik Düşünceyi yıkmıştır. (Dogmatik,Durağan Düşünce Biçimi)Avrupa'da Bilim,Edebiyat ve Güzel Sanatlar Dalları gelişmiştir.Din ve İnanışlar (Doğru Bilgilerin Öğrenilmesiyle…) üzerindeki etkisiyle, Reform Hareketleri ‘ne yol açmıştır

    4. Sayfa
    RÖNASANS HAREKETLERİANA SAYFARönasans Hareketleri ANA SAYFARönesans Hareketleri’nin İtalya’da Başlamasının NedenleriCoğrafi KonumuAkdeniz ülkesi olarak, Antikite ve İslam Kültür ve Uygarlığı ile tanışmıştır.Ekonomik DurumuAkdeniz ticaretiyle uğraştığından, İtalyan şehirleri zenginleşmişlerdi.Tarihsel Durumuİtalya Roma, Yunan ve Hellen uygarlıklarının izlerini, ve birikimini taşıyan, zengin bir uygarlık merkeziydi.Siyasal DurumuŞehir devletleri şeklindeki yaşamda, insanlar daha özgürdüler.Dinsel NedenlerRoma, Hıristiyanlığın dinsel merkeziydi. Papa, bütün Avrupa'da etkili bir dini liderdi. Papa, Hıristiyanlarca ziyaret edilir ve kilise'ye bağışta bulunulurdu.İTALYAHaritayı Büyük Boyutta Görmek İçinRönasans Hareketleri ANA SAYFA

    5. Sayfa
    RÖNASANS HAREKETLERİANA SAYFARönasans Hareketleri ANA SAYFAİTALYAGeri DönRönasans Hareketleri ANA SAYFA

  • 8
    Önizleme: 6 ay önce

    Rönesansta Bilim (Dünya bilim tarihi) Sunusu

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    1BİLİM TARİHİVII.BÖLÜM:RÖNESANS’DA BİLİM

    2. Sayfa
    ♣♣Doğu ile Batı arasında adeta zikzak çizen bilimsel gelişme Rönesans ile birlikteDoğu Dünyasından tekrar Batı Dünyasınaaktarılmıştır. Rönesans'ı, Ortaçağ ile Yeniçağ arasındageçen bir yeniden canlanma dönemi olarak tanımlayabiliriz. Ancak Ortaçağ ansızınsona ermemiş ve Yeniçağ da ansızınbaşlamamıştır. Bu dönem, yaklaşık olarak1350'lerden, 1600’lere kadaruzanmaktadır.2

    3. Sayfa
    ♣ Rönesans, diğer bütün özellikleri bir yana, Ortaçağ'ın kavramlarına ve yöntemlerine karşı bir başkaldırıydı. Herkes bilir ki her nesil bir öncekine karşı şu veya bu ölçüde tepki gösterir. Her dönem bir öncekinekarşı yapılmış bir başkaldırıdır ve bu böyle devam eder. Ancak, Rönesans'da yapılan başkaldırı, diğerlerine göre daha sertolmuştur.3

    4. Sayfa
    ♣ Ortaçağ'ın karakteristik özelliklerinden birisi yeniliklere karşı duyulan korkudur. Rönesans ise bu konuda daha hoşgörülüolmuştur. Her yenilik başlangıçta sorunlaryaratmış, ancak yenilikler insanlarınkarşısına giderek artan bir sıklıkla çıkmayabaşlayınca, bunlara alışılmış yeniliklerekarşı daha az güvensizlik duyulur olmuştur.Sonunda insanlar yeniliklerdenhoşlanmışlardır.4

    5. Sayfa
    ♣ Bilim alanında, yapılan yenilikler devrim niteliğindedir. Bu durum ürkek insanlarınneden bilimden korktuklarını açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü HİÇBİR ŞEYBİLGİNİN GELİŞİMİ KADAR ÇAĞAÇICI OLAMAZ.♣ Her türlü toplumsal gelişimin kökenindebilim bulunmaktadır. Rönesans döneminin bilim adamı yeni bir bakış değil, yeni biroluşum ortaya koymuştur.5

    6. Sayfa
    RÖNESANSLA GELEN YENİLİKLER NELERDİR?Bu yeniliklerin başındaCOĞRAFÎ KEŞİFLERgelmektedir. Deniz yollarıkullanılarak, dünya yenidenkeşfediliyordu. MACELLAN,VASKO DE GAMA, KRİSTOFKOLOMB gibi kaşifler, denizyoluyla, çeşitli yönlere doğruyelken açarak, yeni topraklarkeşfediyorlardı.6

    7. Sayfa
    Örneğin, 1492 yılında Kristof Kolombilk seferinde Küba ve Haititopraklarına ayak basıyordu. Ancakburaların yeni bir anakara olduğunuanlayamamştı. Daha sonra bunu anlayanAMERİCA DE VESPUCCİ adlı birPortekizli denizci oldu. Böylece buanakaraya onun adı verildi: AMERİKA...AMERİCA DE VESPUCCİRönesans, coğrafî keşiflerin gerçekanlamda altın çağı olmuş, 1600 yılınavarıldığında bilinen dünya yüzeyi ikikatına çıkmıştır. 7

    8. Sayfa
    Eskiçağ ve Ortaçağ deniz seferlerigenellikle sahili izleyen seferlerdi.Denizcilerin karayı görmedengünlerce seyahat etmeleri çokzordu.Rönesans döneminde ise Portekizve İspanyol denizcileri açıkdenizlere çıkıyor ve hattaokyanusların fethine girişiyorlardı.8

    9. Sayfa
    ␛JOHANN GUTENBERG Rönesans‘a damgasını vuran en büyükbuluşlardan biri kuşkusuz MATBAANINİCADI’dır. 1436 yılında JOHANNGUTENBERG tarafından icat edilen veyaşama geçirilen matbaa, başlangıçta nekadar ilkel olursa olsun, artık yazılı basımolayını gerçekleştiren bir araçtır. Bununbilime katkısıysa, sayılamayacak kadarçok olacaktır.9

    10. Sayfa
    ␂␔␆Baskı sanatının geliştirilmiş olması, kültürünyayılmasında ve standartlaşmasında çokbüyük önem taşır.Elyazması eserler özgündür; ama yanlışlara,eklemelere ve çıkarmalara çok açıktır. Baskı teknolojisi ise tek seferde, birbirinin aynı olan yüzlerce kopyanın yayınlanmasınaimkan tanımıştır. Artık, belli bir kitabın belli bir sayfasına atıfta bulunmak mümkün halegelmiştir.10

    11. Sayfa
    Gravür sanatının da bulunması ilesanat ürünleri yaygınlaşmaya vestandartlaşmaya başlamıştır.Bu iki buluş yani, baskı ve gravür,bilginin gelişiminde çok büyük önemtaşımaktadır. Baskı, temelalınabilecek matematiksel veastronomik tabloların, gravür isebitkilerin, hayvanların, anatomik yada cerrahî detayların, kimyasalaraçların kitaplara illüstrasyonlarolarak girmesine olanak sağlamıştır.11

    12. Sayfa
    Rönesans buluşlar açısından olduğu kadar, bilgi stoklama ve ansiklopedi oluşturma açısından da gösterişli birçağ olmuştur. Her bir bilgi kırıntısını, artık sonsuza dek saklamak olanaklıolmuştur.“KELİMELER VE GÖRÜNTÜLER ÖLÜMSÜZLEŞTİRİLMİŞTİR.”12

    13. Sayfa
    Bu dönemde Eski Yunan ve Roma metinleriaraştırılmaya başlanmıştır. El yazmalarınıbulmak ve kopya etmek veya zamanla bozulmuş metinleri bütünlemek görevi ile yüklenenlereHÜMANİST adı verilmiştir. Hümanizm döneminde eski yazarları kavramak ve klasikleri okumak konusunda yeni bir tutum belirmiştir. Klasiklerin okunması, hümanistlerinyeni bir ilgiyle toplum eğitim ve aile sorunlarına eğilmelerine yol açmıştır. İnsana güven duyan hümanistler insanın toplumsal niteliklerineyeniden önem kazandırmışlardır.13

    14. Sayfa
    Eski Yunan Dünyasının keşfedilmesinde ikiolay önemli rol oynamıştır.Birincisi, İstanbul'un, Fatih Sultan Mehmettarafından fethedilerek Osmanlıİmparatorluğunun başkenti yapılması ve buolayın sonucu olarak, Doğu Romaİmparatorluğunun ortadan kalkmasıdır (tarih:29 Mayıs 1453). Bu olayda birçok Bizanslıkeşiş büyük önem taşıyan elyazmalarıylabirlikte Batı’ya kaçmışlardır.İkincisi ise, Ortodoks ve Katolik kiliselerinibirbirine yaklaştırmak için toplanan FERRARAKONSİLİ’nin bilginler arasında bilgialışverişinin yapılmasına neden olmasıdır.14

    15. Sayfa
    Rönesans’ta başlayan bir diğerönemli gelişme bireyin kendibireysel özgürlüklerini kısıtlayanama aynı zamanda ona daha büyükbir güvenlik veren bir toplumsalörgütün varlığına ihtiyaç duymasıdır.İtalya’da DEREBEYLİKLER yenidevlet ilkelerinden esinlenilerekküçük bölgesel devletler halinegetirilmiştir.15

    16. Sayfa
    ♣ Rönesans, hümanist görüşün önemkazandığı bir dönemdir. İnsan, insanolarak bütün gücü, bedeninin bütüngüzelliği, sevinci ve kederi, bütünduyguları, yanılgıları tutkuları ileele alınıp incelenmeliydi. Bütünbunlar insanın kendi üzerineeğilmesine, başka deyişle,“İNSANIN KENDİNİKEŞFETMESİNE NEDEN OLDU”.16

    17. Sayfa
    Bu oluşumların etkileri, elbetteki bilimdünyasında da görüldü. Bütün Doğu'nun bilimdeki birikiminin Avrupa'ya geçmeye başlaması vetoplum dengelerinin yerine oturması, artık bazı kimselerin bilime yönelmelerini mümkün hale getirdiği için, her yerden bilim adına sesleryükselmeye başladı. Bunlar içinden yürekli bir ses, o güne kadar bilinen bazı yasaları ters-yüz eden tezler ilerisürüyordu. Bu kişi NİCOLAUS COPERNİCUS’du ve "Dünya yuvarlaktır ve kendi ekseni etrafındadönmektedir.“ diyordu.17

    18. Sayfa
    BİLİMLER VE BİLİM ADAMLARIMATEMATİKBu dönem matematik alanında da yeniliklerinortaya çıktığı bir dönemdir. 15. ve 16.yüzyıllarda özellikle trigonometri ve cebir alanlarında önemli çalışmalar yapılmıştır. Artı ve eksi diye adlandırılan + ve - sembollerinin, ilk kez JEAN VİDMAN adında bir matematikçi tarafından 1489yılında yayımlanan "PRATİK MATEMATİK"adlı eserde kullanılarak, ortaya atıldığıgörülmektedir.18

    19. Sayfa
    ∉ Rönesans matematiğinin en üstnoktasına, İtalyan Raffaello Bombelli (1526-1572), Fransız François Viete (1540-1603) ve Felemenk Simon Stevin (1548-1620) ile ulaşılmıştır.1585 yılında, Stevin, ondalık kesirlerikullanmıştır.19

    20. Sayfa
    ASTRONOMİBu alandaki gelişme, daha önce Aristarkos tarafındansavunulmuş olan Güneş-merkezli Sistemin bu dönemdeCOPERNİCUS tarafından yeniden ileri sürülmüş olmasıdır.Güneş, yeniden evrenin merkezine konmuş ve Dünya birgezegen konumuna indirgenmiştir.Copernicus tarafından önü açılan bu kuram, bütünzamanların en iyi gözlemcilerinden biri olan TYCHOBRAHE'nin ilgisini çekmiştir. Ancak Tycho, yaptığıgözlemler sonucunda Güneş-merkezli varsayımdan ayrılmışve Batlamyus'un Yer-merkezli Sistemi ile Copernicus'unGüneş-merkezli Sistemini orta yerde buluşturan vekaynaştıran yeni bir kuramı benimsemiştir.20

    21. Sayfa
    NİCOLAUS COPERNİCUS(1473-1543)Son dört yüz yılda yani Modern Çağ’da tanıkolduğumuz bilimsel gelişmenin astronomide yeralan bu devrimle başladığı söylenebilir.Ortaçağ düşünce geleneğini kıran ilk bilimselatılımın astronomide ortaya çıkması bir bakımaçok normaldi. Çünkü, astronomide hiç bir alandaolmayan bir bilgi birikimi vardı. Babillileringöksel nesnelerin hareketlerine ilişkingözlemlerini, kuramsal düzeyde işleyen eskiYunanlıların astronomide büyük ilerlemekaydettiler. Bu birikimin ürünü olan BatlamyusSistemi 17. yüzyıla dek egemenliğinisürdürmüştür.21

    22. Sayfa
    Rönesans'la birlikte, astronomide acilçözüm gerektiren pratik sorunlarbaşlamıştı. Bu sorunlardan biri denizdeboylam hesaplanmasıyla ilgiliydi. Bu ise,öncelikle, güneşin izlediği yolun doğrubelirlenmesini gerektiriyordu.Çözümü aranan bir diğer soruntakvimle ilgiliydi. M.Ö.46'daoluşturulan yürürlükteki takvimyetersizdi.22

    23. Sayfa
    Ptolemy sisteminin göksel olguları açıklamaya yönelik salt bir teori olmaktan ileri bir niteliği,dinsel ya da ideolojik bir bağışıklığı vardı. Sistem ortaçağ skolastik felsefesiyle bütünleşmişti. Eleştirilerin, ne denli yerinde ve tutarlı olursa olsun, önemli bir etki yaratması beklenemezdi.Copernicus'un şansı, üstün zekâ ve güçlü öğrenme tutkusunun yanı sıra, her alanda yeni arayışlarınbaşladığı öyle bir dönemde dünyaya gelmişolmasıydı.23

    24. Sayfa
    Nicolaus Copernicus Polonya'nın Torunkentinde dünyaya geldi. On yaşında iken babasını yitirdi. Bir bilgin papaz olan amcasının himayesinde büyüdü. Aldığı eğitim daha çok teolojiye yönelikti. Ancak, Copernicus'un ilgi alanı belli bir konuyla sınırlanamayacak kadargenişti. Bologna, Padua ve Ferrara gibi döneminseçkin üniversitelerinde astronomi, matematik, hukuk ve tıp dallarında altı yıl süren öğretimgördü. Bir süre Roma'da matematikprofesörlüğü yaptıktan sonra ülkesine döndü.Ancak, onun asıl ilgi alanı astronomi idi.24

    25. Sayfa
    O'nun inancına göre, doğadaki olaylar basitkurallarla ifade edilecek düzeydedir. Kendikendine şu soruyu sormuştur :"Buradan bakılınca belirlediğimiz gökcisimlerinin olayları ve ilişkileri, acabaonlardan birinde olduğumuz varsayılıncaoradan yapılacak gözlemde belirlenecekilişkilere benzeyecek mi yoksa farklı mıgörülecektir?"25

    26. Sayfa
    26Bu düşünce şekli sezgisel de olsa buaraştırma için bir çıkış noktası olmuştur.Copernicus, aralıksız otuz yıl süren birçalışmasının ürünü olan baş yapıtı“GÖKSEL KÜRELERİN DÖNÜŞLERİÜZERİNE” arkadaşlarının ısrarı üzerineyayıma girer.Kitabının ilk nüshası Copernicus'ayaşamının son günlerinde hasta yatağındaulaşır. Ne var ki Copernicus, ünlü kitabıyayımlandığı yıl ölmüştür.

    27. Sayfa
    VenüsCopernicus teorisi iki temel varsayımiçermektedir:(1) Gezegenleri taşıyan gökselküreler dünyanın değil, güneşinçevresinde dönmektedir;(2) Dünya merkezde sabit değil,kendi ekseni çevresinde günlük,güneşin çevresinde yıllık dönüşleriçindedir.Sabit Yıldızlar Küresi Satürn Jüpiter Mars YER AY Merkür GÜNEŞ27

    28. Sayfa
    Copernicus'un ortaya attığı tez yaklaşıkelli yıl süreyle sadece tartışılmıştır.Ancak giderek benimsenmeye başlanmıştır. Bazı çevreler, Copernicus'un ileri sürdüğü hipotezi, hesaplara kolaylık getiren bir yöntem olarak görüyorlar ve üzerinde fazlaca durmuyorlardı. Buna karşın bazı bilimçevreleri de, bunu titizlikle inceleyerek,tezin gelişmesini sağlamışlardı.28

    29. Sayfa
    “Kopernik'le birlikte insanoğlunun kendini evrenin merkezinde saymaiddiası yıkılmış, doğanın bir uzantısı,bir parçası olduğu düşüncesidoğmuştur.“29

    30. Sayfa
    TYCHO BRAHE☼Danimarkalı bir astronom olanTYCHO BRAHE, 1546-1601 yıllarıarasında yaşamış ve şanslı olduğu içiniki önemli olayının tanığı olmuştur.Bunlardan biri 1572 yılında ortayaçıkan ve Onun tarafından gözlenenbir NOVA'dır. Diğeri ise 1577 yılındabir KUYRUKLU YILDIZ olayınıngerçekleşmesidir.30

    31. Sayfa
    ☼☼SÜPER NOVABrahe, yaptığı gözlemlerle önem taşır. Onunyaptığı gözlemler sayesinde Aristoteles fiziğive kozmolojisi büyük darbeler almıştır.1572 yılında, Cassiopea takımyıldızında yenibir yıldız belirmişti. Yaptığı hesaplamalarlaBrahe, bu gökcisminin sabit yıldızlarbölgesinde bulunduğunu ve yeni bir yıldızolduğunu ortaya çıkardı. Aristoteles fiziğinegöre eserden yapılmış olan bu bölgemükemmeldi ve burada yeni hiçbir şey varolamayacağı gibi, var olan bir şey de yokolamazdı. Oysa bu 1572 yıldızı (bugünküdeyimi ile nova) Aristoteles'in temelprensiplerine aykırı bir oluşumdu.31

    32. Sayfa
    ☼ Brahe, 1577'de ise, bir kuyruklu yıldızgözlemlemişti. Bu yıldızın Ay küresinin dışında, bu kürenin çok uzağında olduğunu saptadı. Bu da Aristoteles kozmolojisine aykırıydı. Çünkü Aristoteles'e göre, kuyruklu yıldızlar Ayküresinin altındadır. Böylece onun yaptığı bugözlemler sayesinde Aristoteles kozmolojisibüyük darbeler almıştır.32

    33. Sayfa
    ☼Brahe, Copernicus'un çalışmasını incelemişti, ancak Evren'inmerkezine Güneş'i koyan bu sistemekarşıydı. Brahe'ye göre Copernicussistemi, hem fizik yönden hatalı,hem de KUTSAL KİTAP'a aykırıydı.Yer merkezde ve hareketsizolmalıydı. Ancak Batlamyussisteminin yetersizliğinin defarkında olan Brahe, Copernicus veBatlamyus sistemini içine alan yenibir sistem önerdi. 33

    34. Sayfa
    ☼Brahe’nin Sisteminde, "Güneş veAy ile sabit yıldızların dizildiğigök kubbesi, sabit olan dünyaetrafında dönmektedirler; diğergezegenler ise güneş etrafında☼dolanmaktadırlar.“Böylece Brahe, hem Copernicus'a,hem Batlamyus'a, hem deAristoteles'e sadık kalmaktaydı.Sabit Yıldızlar Küresi Jüpiter Mars Venüs Merkür Güneş AY YER Satürn34

    35. Sayfa
    FİZİKFizikteki değişiklikler, diğer alanlardakideğişikliklerden daha az radikal olmuştur.17.yüzyıldan önce, WİLLİAM GİLBERT'in mıknatısüzerindeki çalışması dışında fizikte önemli birgelişme göze çarpmaz.16.yüzyılda zanaat ile kitaba bağlı öğrenim arasındakiuçurum kapanmaya başlar. Örneğin, emekli birdenizci ve pusula yapımcısı olan Robert Norman adlıbir ingilizin 1581'de yayımlanan THE NEWATTRACTİVE adlı kitapçığında bulmaktayız.Norman'ın kaydettiği ilginç gözlemlerinden biri şu:“Ortasında asılı mıknatıslı bir iğnenin kuzeyigöstermekle kalmadığı, fakat aynı zamanda, "DalmaAçısı" denilen yerküreye dikey bir meyil yaptığı.”35

    36. Sayfa
    Norman bir deneyinde mantar üzerine yerleştirdiği bir mıknatısı suda yüzdürür. Mıknatısın yalnızca kuzey-güney yönünedöndüğünü, ama bu yönlerden ne birine ne ötekine hareket etmediğini görür vebundan şu sonucu çıkarır: Mıknatıs bir döndürücü kuvvet değil, sadece biryönlendirme kuvvetidir.36

    37. Sayfa
    Norman bu sonuçlara bilimin temelleri saydığı"deneyim ve akıl yürütme” ile ulaştığınısöylemekle yetinir. Mıknatıs teorisi ile ilgilikonularda kendisini çok aşan mantıkçılarlatartışmaya giremeyeceğini kaydeder.Norman'ın kaçındığı teoriyi, teknik bilgilere ilgiduyan bilim adamı WİLLİAM GİLBERT (1540-1603) sağlar. Gilbert, DE MAGNET (MıknatısÜzerine) adlı ünlü yapıtında, mıknatıs ile ilgilikendi gözlemleriyle o zamana dek birikmiş tümbilgileri toplar. “Mıknatıslar arasıdaki kuvvetleriinceleyen Gilbert, yerkürenin de dev birmıknatıs olduğunu, kutuplarının bilinen coğrafikutuplara yaklaşık düştüğünü, ayrıca türdeş birmıknatıs taşında, mıknatıs kuvvetinin taşınkütlesiyle (ağırlığıyla değil) orantılı olduğunuileri sürer.”37

    38. Sayfa
    Gilbert, sürtünmeyle amber taşının çekme kuvveti kazandığını göstererek, asılı bir iğneyle bu kuvveti ölçer. Bu tür gözlem sonuçlarını birkelime altında toplamak için "amber" kelimesininYunanca karşılığından yararlanarak ilk kez"elektrik" kelimesini kullanır.Ona göre, mıknatıslı veya elektrikli bir madde, etrafındakini "kucaklayan" ve kendine çeken maddesel olmayan, neredeyse "ruhsal"diyebileceğimiz türden bir etkiye sahiptir.Güneş'in ve gezegenlerin hareketini açıklamada da, onun bu tür mistik kavramlar kullandığınıgörmekteyiz.38

    39. Sayfa
    BİYOLOJİ VE TIP 12., 13. ve 14. yüzyıllarda Arapça'dan Latince'ye çevrilen biyoloji ve tıp eserleri, bu dallardaki mevcutbilginin Batı'ya aktarılmasını sağlarken, 15. yüzyıldakikeşif seyahatleri yeni bitki ve hayvan örtüsüylekarşılaşılmasına sebep olmuştur. Bu yüzyıldaki biyoloji eserleri genellikle resimlidir. Sanattaki hakim görüş doğayı mümkün olduğu kadardeğişiklik yapmadan aksettirmektir (NATURALİZM). Bunu yapabilmek için de genellikle sanatkârlar canlıüzerinde araştırmalar yapmışlardır.39

    40. Sayfa
    1577'de Brüksel'de doğan Van Helmont deneyciydi. Van Helmont, suyun biricik element olduğuna inanıyordu.Bunu ispatlamak için;Belli ağırlıkta bir miktar kuru toprağa bir söğüt diker.Yalnız su verir.Beş yıl geçtikten sonra söğüt 74.5 kg ağırlıkkazanmıştır.Ancak, topraktaki eksilme sadece 100 gram kadar olur.40

    41. Sayfa
    Van Helmont bundan, ağacınmaddesinin sudan meydana geldiğisonucunu çıkarır. Aslında bu sonuç ozaman için mantık dışı da sayılmaz:Yeşil bitkilerin havadakikarbondioksitten karbon aldıkları çoksonraki bir keşiftir.İnsan vücudunun sıcaklığını ölçentermometre de bu dönemdebulunmuştur.41

    42. Sayfa
    LEONARDO DA VİNCİ(1452-1519)Eşsiz ressam, büyük bir heykeltıraş, büyükbir mimardı... Fakat aynı zamanda büyük birbilgin, büyük bir mühendis ve büyük birfilozoftu. Yazmayı tasarladığı kitapları yazmafırsatı bulsaydı, bilimin sonraki dönemlerdeuğradığı zorlukların çoğu ortaya çıkmaz,birçok hatalara düşülmezdi. İnsanlığı sanata,bilgiye ve doğaya açan Rönesans'ın simgesiLEONARDO DA VİNCİ!Rönesans'ın bir katkısı, insan kafasını evreneaçmak ise, bir başka katkısı da Leonardo daVinci’yi insanlığa armağan etmiş olmasıdır.42

    43. Sayfa
    Leonardo, yaşam boyu biriken gözlemselbulgularını; botanik, jeoloji, coğrafya, anatomive fizyoloji alanlarındaki inceleme sonuçlarını; mimarlık, şehir planlama, su ve kanalizasyonprojelerini; savaş teknolojisine ilişkin buluş veicatlarını tersten yazılmış notlarda saklıtutmuştu.Notlarının yüzyılımızın başında gün ışığınaçıkarılmasıyla dev sanatçının aynı zamanda, ilgi alanı son derece geniş büyük bir bilim adamı olduğu kesinlik kazanmıştır. Notları, sonraki yüzyıllarda ortaya çıkan bilimsel buluş veatılımların pek çoğunun ipuçlarını içermekteydi.43

    44. Sayfa
    Leonardo hukukçu bir baba ile köylü birhizmetçi kızın çocuğu olarak dünyaya gelmişti.Okul yıllarında en çok matematik problemleriniçözmede gösterdiği üstün yetenekle dikkatleriçeken Leonardo, bir yandan da yaptığı güzelresimlerle çevresinden hayranlık topluyordu.Olağanüstü yeteneklerini gören usta çırağınınLatin ve Grek klasikleri, felsefe, matematik veanatomi üzerinde öğrenimini sürdürmesineyardımcı olur. Çıraklık dönemini 26 yaşındanoktalayan Leonardo başvurusu üzerineARTİSTLER LONCASI'na kabul edilir.Yaşamını sırasıyla Floransa, Milano, RomaSaraylarında sürdürme olanağı bulur. Son üçyılını ise Fransa'da Kral Francois I’inkoruyuculuğunda geçirir.44

    45. Sayfa
    Leonardo coşkuyla üstlendiği birçalışmayı bitirmeden, daha çekicibulduğu başka bir işe yönelmektedir.Asıl tutkusu kuşkusuz sanattı. Ancak,sanat dışı çalışmalarında ise çokdağınıktı.Projelerinin pek çoğu kağıt üzerindekalmış, ya da, tam sonuçlandırılmadanbir kenara itilmişti. Projeleri arasındaçok önemsediği, deneysel olarakgerçekleştirmeye çalıştığı uçak,helikopter, paraşüt türünden araçlar,çeşitli silah modelleri vardı. Anatomikonusundaki incelemeleri hiç kuşkusuzdönemin en değerli bilimsel çalışmasıdiye nitelenebilir.45

    46. Sayfa
    Fizyolojinin gelişmesine yaptığıkatkıları arasında en başta kanınişlev ve dolaşımına ilişkin çalışmasıgelir. Kalbin kaslarını ayrıntılarıylaincelediği özellikle kapakçıklarınişlevini iyi kavradığı çizimlerindenanlaşılmaktadır. Kanın tümorganizmaya yayılarak doku veorganları nasıl beslediğini,çökeltileri nasıl temizlediğiniaçıklamaya çalışır. Organizmadakikan dolaşımını suyun doğadakiçevrimine benzetir. Bu tarifte,Harvey’in 100 yıl sonra olgusalolarak doğruladığı "kan dolaşımı"hipotezini bulabiliriz.46

    47. Sayfa
    Anatomi üzerindekiincelemeleri başlı başına birdeğer taşır. Sayısı 750’yibulan çizgi ve 10 insan cesediüzerinde yaptığı diseksiyonçalışması ona anatomitarihinde büyük bir yersağlamıştır.47

    48. Sayfa
    Leonardo'nun fizikte, özellikle mekanikdalında, ulaştığı bazı sonuçlarla Galileo veNewton'u da öncelediği bilinmektedir."Canlılar dışında algıladığımız hiç birnesne kendiliğinden harekete geçmez."diyen Leonardo, "her nesnenin hareketettiği yönde ağırlığı olduğunu, serbestdüşen bir cismin düşmede geçen zamanlaorantılı olarak ivme kazandığını" ilerisürmekle de kalmaz, daha ileri giderek,egemen Aristoteles öğretisinin tamtersine, kuvveti hareketin değil, hız veyayön değiştirmenin nedeni olarak gösterir.Bu tezin daha sonra mekaniğin hareketyasalarından biri olarak dile getirildiğinibiliyoruz.48

    49. Sayfa
    Aristoteles'in öğretilerine uzak duran Leonardo'nun Arşimet'e çok yakın ilgi göstermesi ilginçtir. Leonardo'nunArşimet’e ait okunaklı iyi nüsha eldeetmek için başvurmadığı kimse, çalmadığı kapı kalmaz. Amacı: klasik çağın bu öncü bilim adamının kaldıraç ve hidrostatik konularındaki buluşlarını bilim dünyasına tanıtmak, "Arşimet" adını layık olduğuyere yükseltmektir.49

    50. Sayfa
    50Teknoloji ile ilgili olarak bazı projelergeliştiren Leonardo, kuşların kanat vekas yapısından hareketle, insanların dabelli bir düzenek sayesinde uçabileceğianlayışını geliştirmiş ve bu yolda bazıaraştırmalar yapmıştır. Aynı şekildebalıklar gibi, insanların da denizinaltında yaşayabileceğini varsayanLeonardo'nun ilk denizaltı projelerinigeliştirdiği görülmektedir.

    51. Sayfa
    Leonardo, ışığın dalgasal nitelikteolma olasılığından söz etmiştir.Ayrıca Leonardo'ya jeolojininöncüsü gözüyle de bakılabilir. Dağyamaçlarında topladığı fosillerinbir bölümünün deniz yaratıklarınaait olduğunu söylemiştir. Yerkürekabuğunun zamanla değişikliklereuğradığı, yeni tepe ve vadilerinoluştuğu gibi noktalaradeğinmiştir.Simya, astroloji ve büyü türündenuygulamaları aldatmaca bulduğunuaçıkça söyleyen Leonardo, doğayıneden-sonuç ilişkisi içinde düzenli,nesnel bir gerçeklik olarakalgılıyordu.51

    52. Sayfa
    Tüm ilgi alanlarında evrensel bir deha, yetkin bir örnek sergileyen Leonardo, songünlerinde, zengin yaşam öyküsünü basit bir cümlede dile getirmişti: "nasıl yaşamamgerektiğini anlamaya başladığımda, nasılölmekte olduğumu gördüm."Öldüğünde 67 yaşındaydı, ama bedenselolarak tükenmişti.52

    53. Sayfa
    இPARACELSUS (1493-1541)Paraelsus, eski gelenek ve otoritelere ilk yüzçeviren İsviçreli hekim THEOPHRAST VONHOHENHEİM’dır. Doktor olan babasından ilktemel bilgileri aldıktan sonra üniversiteyegitmiş, ancak burada edinmiş olduğu bilgilerkendisini tatmin etmediği için çeşitli bilimmerkezlerine seyahatler etmiştir. Hekimliğebaşlamadan Avrupa'yı dolaşıp çeşitliülkelerdeki mineral, araç, hastalık ve tedaviyöntemlerini inceleyen Hohenheim, sonundaBasel'da yerleşmiştir. Orada sağladığı şöhretisayesinde halk ona eski Roma'nın büyükhekimi Celsus'a izafeten 'PARACELSUS'adını verir.53

    54. Sayfa
    இParacelsus, günün bilim adamlarını,geleneğin katı fikir ve yöntemlerinebağlılıkları yüzünden küçümser. Kendisitıp alanında Galen ve İbn Sina'nınöğretilerini bir yana iterek gözlem vedeney yolundan doğrudan incelemeleregirişir. Bir kimyacı olarak da bazı başarılıçalışmalar yapar, örneğin, eter ve diğerbazı kimyasal maddeleri hazırlar, tavuklarüzerinde yürüttüğü deneylerle eterinanestezik özelliklerini keşfeder, ilerdeinsanlığa sağlayacağı büyük yararıbilmeksizin.54

    55. Sayfa
    இ Paracelsus, bütün varlıkların ortak bir temeli olduğunu ileri sürmüştür. Bu temel, daha önceileri sürülen 4 elementin yanı sıra, tuz, civa ve kükürtten ibaretti. Bu yedi temel element,canlı veya cansız bütün varlığın temelmaddesini teşkil ediyordu. Dolayısıyla aslındacanlılar ve cansızlar özde farklılık göstermezler, temel yapı olarak aynıdırlar.Öyleyse, onların fonksiyonları arasında da birparalellik olmalıdır.55

    56. Sayfa
    இ İşte bu ilkeden hareket eden Paracelsus, kimyada kabul ettiğimiz yasa ve ilkelerin, aslında canlılar için de geçerli olduğunu savunmuştur. Eğer bir canlı, belli bir kimyasal yapıya sahipse, o taktirde, bunabağlı olarak o yapıda meydana gelecek olan bozukluklar aslında kimyasal kökenli olacaktır ve kimyasal ilkelerle açıklanabilecektir. Bu durumda yapının düzeltilebilmesi de, ancak kimyasal maddelerle mümkündür. İşte bu anlayışa İATROKİMYA denmiştir.56

    57. Sayfa
    இ Bu anlayışa dayanarak, Paracelsus, vücutfonksiyonlarının, örneğin midenin işleyişinin kimyasal bir süreç oluşturduğunu ileri sürmüştür. Mide sindirim görevini besin maddelerini ısıtıp, ıslatarak veya onları bazı hareketlerle parçalayarak yapmaz. Mideninsalgıladığı bazı sıvılar vasıtasıyla onu kimyasal bazı değişimlere tabi tutar. Bu anlayışı temel alan sonraki yüzyıllarda, bazı bilim adamları,dikkatlerini salgı bezleri üzerindeyoğunlaştırmışlardır.57

    58. Sayfa
    இParacelsus modern farmakolojinin dekurucusu olarak nitelendirilmektedir. Çeşitli kimyasal maddeler üzerinde araştırmalar yapmıştır. Bunların sonucu olmak üzereAntimonu bulmuştur ki daha sonra 17. ve 18. yüzyıllarda antimon sık sık iatrokimyagörüşlerini destekleyenler tarafından ilaçolarak veya ilaç terkipleri içindekullanılmıştır.58

    59. Sayfa
    VESALİUS (1514-1563)Andreas Vesalius, Belçika'datemel eğitimini tamamladıktansonra, Paris Tıp Fakültesi'ndetıp eğitimi görmüş ve dahasonra İtalya'da PaduaÜniversitesi'nde anatomikürsüsünde ders vermeyebaşlamıştır.59

    60. Sayfa
    Bu sırada Galenos'un eserleriniinceleyen Vesalius onun insanınanatomik yapısı konusunda verdiğiaçıklamaların birçok hata içerdiğinive bu hataların sebebinin anatomiincelemelerini hayvanlar üzerindeyapmasından ve bu incelemelerdenelde ettiği bilgileri insana maletmesinden kaynaklandığını ilerisürmüştür. O halde insan anatomisibilgisi, sadece sağlıklı insan yapısıincelenerek elde edilebilir.60

    61. Sayfa
    61Modern anlamda anatomi AndreasVesalius tarafından kurulmuştur.Araştırma gayesiyle anatomidedisseksiyon uygulamasını başlatanVesalius olmuştur.Vesalius anatomi konusundakiçalışmalarını FABRİCA adlı resimlianatomi kitabında vermiştir. Her nekadar Vesalius, Galenos otoritesine karşıçıkıyor ve onun verdiği anatomi bilgisinieleştiriyorsa da, eseri incelendiğinde,açıklamalarının pek çoğunun Galenos'laaynı olduğu görülür.

    62. Sayfa
    Rönesans ve Reform HareketlerininAydınlanma Çağı Üzerine Etkileri İncelemekte olduğumuz çağın sonundaki en çarpıcı olgulardan biri de Rönesans hareketinin içinde yer alan Reform olgusudur. Rönesans yeniden doğuşanlamına gelmektedir. Reform ise yeniden biçimlenişanlamında kullanılmaktadır ve dinsel anlayıştayenilenmenin simgesidir.MARTİN LUTHERBu dinsel akımın lideri ise bir Alman Papazı olanMARTİN LUTHER'dir. 1483-1576 yılları arasındayaşayan bu devrimci din adamı, aynı zamanda ünlü birfilozof ve düşünürdür. Reform hareketinin halkayönlenmesinde ve olumlu sonuçlar bırakmasındaönemli olan şey kuşkusuz bu hareketin başında, aydınve olumlu bir din adamının bulunmasıdır. 62

    63. Sayfa
    Yeni Çağın başlangıcında oluşan buhareketlerin, Yeni Çağı nasılyönlendirdiği önemlidir. Bundan sonrameydana gelen gelişmeler, önceki çağıngelişmelerinden çok farklıdır.Giderek kişilerden çok ekoller, gruplarve birlikte çalışmalar öne çıkacaktır.Rönesans döneminin insanı, artık dinselkişiliğinden sıyrılıp, ekonomik kişiliğinebürünerek yeni bir insan tipioluşturmaya başlamıştır.63

    64. Sayfa
    Baskı rejimlerinin ezdiği ve sindirdiği insanlar,Avrupa'nın hemen hemen her yerindekimliklerinin arayışı içine girmişlerdir.Bu hızla yayılan yepyeni anlayışlar, hayatı dahafarklı görme ve yaşamı anlamlandırma yolundakiarayışlar, bu akımı daha da güçlü kılmış; böyleceRönesans hareketi halk tarafından benimsendiğiiçin kalıcılığı sağlanmıştır.64

    65. Sayfa
    Rönesans hareketinin, insanlarcabenimsenmesinde temel öğelerden biri,onları insancıl olma (hümanist oluşum)fikrine yönlendirmesidir. Bu fikirberaberinde, toplumu oluşturan kişilerinbirbirine olan güvenlerini pekiştirerek,daha sağlam yapılı toplum kesitlerioluşmasına da katkıda bulunacaktır. Böyleceinsanlar birbirine daha yakın olacak,birlikte hareket edecek ve birlikten kuvvetdoğacaktır.65

    66. Sayfa
    Bütün bu nitelikli yaklaşımlar, bir çok düşünür veyazar tarafından, verdikleri eserler vemesajlarla yönlendirilir. Matbaanın yaygın olarakkullanılır olması yoluyla fikirler, basılı eserleryardımıyla insanlara çok daha acil çok daha kalıcıbir biçimde ulaşabilmektedir.Francesco Petrarca(1304-1374); yaşamak sanatıüzerine; Dante(1265-1321) ve Bocaccio(1313-1365); yaşamak sanatının ürünlerini sergileyerek;Niccolo Macchawelli de (1497-1527); insana özgünitelikleri öne çıkararak, Didier Erasmus(1467-1536) ile Michel de Montaigne(1533-1592) ise,insana özgü hümanist yapıyı bulup çıkararak veonu şekillendirerek Rönesans hareketlerineçeşitli boyutlar katmışlardır.66

    67. Sayfa
    Farklı akımlar kol gezmeye başladı. Örneğin,Septisizm olarak adlandırılan "şüphecilik "akımı, Pierre Charron'un(1541-1603)liderliğinde, bu çağda doruğuna tırmandı.Hemen herkes, bilimden bile kuşkulanır halegelmeye başladı. Rönesans şüpheciliğiberaberinde, insanların bilgileriniyenilemeleri fikrini oluşturmuştur.Ancak bu şüphecilik akımı, daha sonra hızlabireyciliğe dönüşecek, bu ise özellikleAvrupa'da yeni yeni akımların ardışık olarakortaya çıkmasına neden olacaktır.67

    68. Sayfa
    Bireyciliğin giderek öne çıkması, toprakağalarının feodal düzenini sarsacak; bunakarşın bu çağın yeni insanının burjuvazihniyeti, toplum düzenine egemen olmayabaşlayacaktır.Bu sırada insanları etkileyen çok önemli birslogan dillerde dolaşmaya başlayacaktır :- İçinden dilediğin gibi; dışından herkesgibi davran...(intus ut libert, foris ut moris est)Bu öğüdün babası, Cremonini(1552-1631)dir.68

    69. Sayfa
    Bilimdeki gelişmelerle insanlık adına yapılan buçalışmalardan elde edilen ürünlerin, insanlarınyaşamında güzellikler ve rahatlıklar yaratması,hem bilimsel çalışmaların insanlar tarafındanilgiyle izlenilmesine neden oluyor, hem de, onlarıbilimin yararı ve gerekliliği üzerindedüşündürmeye yöneltiyordu. Böylece bilimdurmadan taraftar topluyor, toplumun tartışmasızkabul ettiği bir olgu haline geliyor ve beraberindebilim yapılan kurumların ve doğal olarakÜniversitelerin kurulması ve çoğaltılması fikritoplumlara egemen olmaya başlıyordu.69

    70. Sayfa
    Artık bu kurumlarda görev alabilmek, bilimadamı olmak, toplumda bir ayrıcalık ifadeediyor ve o oranda saygı gören bir meslekhaline geliyordu. Bu düşünce ve oluşum halkarasında, çocuğunun eğitim sürecininplanlanmasında, göz önünde bulunduruluyor vedaha alt eğitim kurumlarının da güçlenmesibilinci oluşuyordu. Böylece eğitimde birbütünlük duygusu ve buna göre kurumlaşma,toplumlarda bir ortak politika olmayabaşlıyordu.70

    71. Sayfa
    İnsanlık adına olağanüstü bir dönembaşlamıştı ve onu yaşamanın tadıçıkarılıyordu. Burjuva yaşam biçimitopluma egemen oldukça, toplumkuralları buna göre oluşuyor, halk bukuralları daha çabuk benimsiyor veyaşama geçiriyordu. Bu hareketler vegelişimler, aynı zamanda bir birlikruhu oluşmasına ve toplumda ortakhareketlerin daha kolayyönlendirilmesine öncülük ediyordu.71

  • 7
    Önizleme: 6 ay önce

    Rönesans Döneminde Bilim Hareketleri Sunusu

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
  • 6
    Önizleme: 6 ay önce

    Rönesans Döneminde Mimarlık (Rönensan Mimarisi)

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    RÖNESANSSiyasal Yaşam;İtalya’da Ortaçağ papaları ile imparatorlar arasında anlaşmazlıklar başladı. Papalık eski önemini yitirmiş ve şehir aristokrat aileler tarafından yönetilmeye başlamıştı yönetim şekli cumhuriyetti. Bu aristokratların en ünlüsü Medici’ler, bir diğeri de Fugger’lerdi. Avrupa’nın en güçlü devleti Venedik’ti. Ticaret, endüstri ve bankacılık o Dönemin ekonomisini oluşturmaktaydı. 1

    2. Sayfa
    Rönesans’ı Ortaya Çıkaran Etmenlerİtalya’da bireyciliğin kendini göstermesi, eski eserlerin yorumlanmaya başlaması ve yayınlanması ile edebiyat eserlerinin yaratılması, Dante, Petrarch ve Boccaccio, Leon Battista Alberti, Leonardo da Vinci gibi sanatçılar yeni fikirleri ile dönemi aydınlattılar. Teknolojinin gelişmesi ile eserlerin çok sayıda basılması sağlandı. Aynı dönemde antik Roma mimarisine gösterilen ilgi, kentsel düzenlemelere getirilen yenilikler Rönesans’ın doğmasına yardımcı oldu. Aristokrat aileler birçok sanatçı ve aydına önem vermiş ve korumuşlardı. 2

    3. Sayfa
    Sosyal Yaşam, 1400’ lerde İtalyanlar ve özellikle Floransalılar, İlk çağ düşünürlerinin (Aristoteles, Platon, Cicero, …vb) felsefesini yeni bir gözledeğerlendirmeye başladılar. Karanlık Ortaçağ’ın pesimist bakış açısı yerine ve dinsel dogmadan ayrı olarak insan değerlerini ve başarılarını Vurgulayan “Hümanizm” görüş doğdu. Rönesans’ın getirdiği en büyük yeniliklerden biri olan hümanizm insan aklıyla yön verilen araştırmaları vurguluyordu. 3

    4. Sayfa
    Hıristiyanlığı da reddetmediler, ama bireysel insan varlığının yüceliğini ve insani başarıların mucizelerini övüyorlardı. Kilise geleneklerinden bağımsız, ancak evrenin tanrısal düzeni içinde algıladıkları matematiksel kesinliği ve ussallığı ifade eden yeni bir mimarlık Anlayışı kurmak istediler. 4

    5. Sayfa
    Bu yeni mimarlığın göğü işaret etmesine gerek yoktu. Yeni anlayış Roma mimarlığında olduğu gibi maddi, yere sıkıca bağlı yataylığı vurguluyordu. Fransızca da “Rönesans” kelimesi yeniden doğuş anlamına geliyordu. Bu yeni sanat anlayışında Floransa’daki tüccar ailelerden özellikle Medici ailesi, en önemli müşterileri sayılıyordu, 5

    6. Sayfa
    Mimar ve sanatçılar için çok önemli bir kaynak eser kabul edilen Romalı mimar Vitruvius’ un 1486’da yazdığı “Mimarlık Üzerine On Kitap” isimli kitap 15. yy da en çok tartışılan kitap olmuştu. Vitruvius’ a göre ideal geometrik formlardan türetilen tapınak mimarisinin temelindesimetri ve oran vardır. İdeal orantı insan vücudunun kusursuz oranlarında bulunmaktadır. 6

    7. Sayfa
    İkinci bir kitap ise hümanist düşünür ve teoriysen Leon Batista Alberti (15. yy) “Yapı Sanatı Üzerine” isimli kitaptır. Bu kitapta “güzellik” kavramı: herhangi bir parçanın eksilmesi ya da en küçük yabancı bir parçanın eklenmesi ile bütünün bozulacağı uyumlu bir bütünlüktür, olarak tanımlanmaktadır.  7

    8. Sayfa
    Kent MimarisiRönesans mimarları da tasarımlarında sayısal ilişkileri uygulamaya çalıştılar. Tanrı’ nın kusursuzluğunu simgeleyen daire, Daire ve kare, kilise için ideal plan formu idi. Kent formu bile daire seçiliyordu. Sforzinda: Daire biçiminde kent planı 8

    9. Sayfa
    Gotik dönemde şehirler manastır çevresinde gelişirken, Rönesans; daire biçiminde kent planından “sforzinda” adıyla anılan yeni bir kent modeli tasarladı. Merkezde Pazar yeri bulunmaktaydı. Işınsal yollar düzgün bir sekizgene bağlanıyordu. Merkezde saray ve katedral vardı. 9

    10. Sayfa
      Mimari;Rönesans mimarları yapıları, tam sayıların oranlı ilişkilerine dayanan modüler birimler kullanarak şekillendirmeye çalıştılar; klasik sütunlar, kemerler ve saçaklıklar Roma’daki gibi kullanılıyordu. Yeni bulunan perspektif tekniğinin hem resim hem de mimari sanatına yansıtılmasıdır. 10

    11. Sayfa
    Perspektifin resim ve mimaride kullanılmasındaki amaç; çevreyi insanın gördüğü gibi bir kağıt üzerine aktarmasından türemiştir. Bunun mekana yansıması ile yapılarda bir odak noktası gerekmekte ve bu da bir simetriyi zorunlu kılmaktadır. Antik dönemin 3 önemli “ordr” ına (Doric, Ionic, Corinthian), 15. yüzyılda Alberti’nin “Composite” i eklendi. 11

    12. Sayfa
    Sanatçılar eserlerinde özgürce kendilerini ifade edebiliyorlardı. Klasik formlar cephelerde, gotik formlar ise strüktürde kullanıldı. Klasik dönemin yapılarını incelerken konstrüksiyon konusunda da bilgi sahibi oldular. Erken Rönesans döneminde mimaride matematiksel ilişkiler, küp, kare, küre gibi biçimler ve simetri ideal kent kavramını ortaya koyuyordu. İç mekanda ise hacimler birbirinden kesin sınırlarla ayrılmaktaydı. 12

    13. Sayfa
    15. ve 16 yüzyıllarda bir arada yaşamaya olanak tanıyan “apartman” Tipi yapılar inşa edilmiştir. Dini mimaride planlamadan çok iç mekanda Ve cephelerde değişiklik oldu. Dört kollu Yunan haçı veya daire planlı Kiliselerde orta bölüm kubbeyle geçilmekte, altar ( taştan yapılan ve taktis ayini için kullanılan masa yada yüksek döşeme) bu bölümeyerleştirilmekte, orta nef ise düz bir çatı ile örtülmektedir. 13

    14. Sayfa
    Rönesans stilinde yapı, kendine yeterli parçalardan meydana gelen estetik bir bütündür. İster yüzeysel ister mekansal olsun, kompozisyon, kendine yeterli parçaların durağan bir sisteme göre kümelendirilmelerinden elde edilir. Yapı elemanları insan ölçüsüne indirilmiştir. Her şey bir oran dahilinde ve sistemin bir parçasıdır, hiç bir şey tesadüf değildir. Rönesans’ta ilk kez insan vücudunun güzelliği keşfediliyor, çizgisel perspektif bulunuyor .14

    15. Sayfa
    Dini Mimari Örneği: Santo Sipirito Kilisesi 1436-1482Burunoleschi aslında bir kuyumcu ustası ve Latince okuyan bir düşünürdü. Mimarlığın, heykel ya da resim sanatından daha yararlı olduğunu düşünüyordu. Onun başarılı bir tasarımı Santo Sipirito Kilisesi’ dir. Bu yapıda her bir modül, yükseklikleri ile plan arasında belirli bir orana sahiptir. Koroyu ve transept kolları birbirine eşit büyüklüktedir. 15

    16. Sayfa
    San Pietro in Montorio Manastırı’ndaki Tempietto 1500-1502Donato Bramante, Orijinal olarak daire bir arkat tarafından çevrelenmesi planlanan bu küçük tapınakta, Roma’daki Hıristiyan kilisesinin kurucusu olan Saint Peter’in önemini ilan etmek için pagan Roma formları ve motifleri kullanılmıştır.16

    17. Sayfa
    San Pietro in Montorio Manastırı’ndaki Tempietto 1500-1502Bu dönemde dairesel tapınak formu çok uygulanmıştır en erken örneklerinden biri de Bramante’nin Tempietto’sudur, Kubbeden zemine kadar olan tüm yüksekliği genişliğine eşittir. 17

    18. Sayfa
    San Andrea, 1470-1493, İtalyaLeon Batista Alberti’nin bu yapısında, ön cephe kusursuz bir kare içerisine yerleşecek şekilde orantılıdır. Zafer takı şemasını uyguladığı batı cephesi. Aynı tasarım anlayışı iç mekanda da kendini göstermektedir.Cephede klasik dönem mimari yapı elemanları dikkat çeker.22.02.201618

    19. Sayfa
    Santa Mario Novella 1458-1471, FloransaVar olan bir ortaçağ kilisesi için bu cephe tasarımında Alberti , tasarımın kısımlarını orantı sistemleri aracılığıyla birleştirme fikrini daha da ileri götürmüştür. İç mekanda yer alan orta nef ile yan sahınları bileştirmek için üçgen formuna benzeyen elemanlar kullandı. Plastrlar (klasik düzenlerden birine uygun bezenmiş, bir bölümü duvara gömülü ayak) girişin hemen yanında ve cephe kenarlarında kullanılmıştır. 19

    20. Sayfa
    Sivil Mimari Örneği: Kimsesizler Hastanesi, Floransa 1419Filippo Brunoleschi, Matematiksel bir oran ile tasarlanan bu yapının ön cephesinde arkatdaki sütunların uzunlukları, aralarındaki mesafeye eşittir. Böylece ön cephe de karelerden oluşmaktadır. Ayrıca sütunlar uzunluğu duvardan uzaklıkları kadardır. Böylece mekan küplerle tanımlanıyordu. Sütunların üzerindeki beşik kemerler sütun yüksekliğinin yüksekliğin yarısı kadardı.20

    21. Sayfa
    Palazzo Rucellai, 1446, Floransa Leon Batista Alberti’nin tasarladığı binanın ön cephesinde katlar kornişlerle yatayda ayrılırken düşeyde 3 farklı pilaster düzen (dor, iyon, korint) kullanılmıştır. Cephede; pencerelerin eni-boyu arasındaki oran ile kompartımanların eni-boyu arasındaki oran eşittir. 21

    22. Sayfa
    Böylece Alberti; “güzellik” tanımını; bütün parçaların uyumu ve beraberlikleri öylesine ele alınmalıdır ki, bozmak amacıyla olmadıkça, ne bir şey eklenebilsin buna, ne de çıkarılabilsin, ya da değiştirilebilsin” şeklinde yapmaktadır. 22

    23. Sayfa
    Palazzo Farnese 1515-1559 RomaAntonio da Sangallo ve Michelangelo tarafından tasarlanmıştır. Roma’daki Rönesans saraylarının en anıtsal olanıdır. Yapı dikdörtgen biçiminde 54 m genişliktedir. Beşik tonozlu bir geçitten iç avluya girilir. Bütün Rönesans saraylarında bu sütun geçişi bulunur. Atrium (avlu) Rönesans yapılarında sıklıkla kullanılır.23

    24. Sayfa
    Palazzo Farnese 1515-1559 RomaKaba yontu taş kullanılmamıştır. Zemin kat kornişlerinin düz pencereleri vardır. 1. katta pencere alınlıkları üçgen ve parçalı olarak ardışık yer alır, bu alınlıkları kolonlar taşır. 2. katta yine üçgen alınlıklar vardır. Yapı ağır ezici bir korniş ile biter. Dorik, iyonik ve korint düzenler cephede yukarı doğru sıralanır. Zemin kattaki pencereler masif bir kütleye oyulmuş hissi veriyor, üst katlarda ise yüzeye yapıştırılmış gibi görünüyor. Bina sınırları farklı taş dokusu ile vurgulanmış. 24

    25. Sayfa
    Sivil-Dini Mimari Örneği: Laurenziana kitaplığı 1526 FloransaMichelangelo, girişi dar ve yüksek bir hacim olarak tasarlamakla; uzun, basık ve daha rahat olan kitaplıkla arasındaki zıtlığı vurgulamak istemiştir. Duvarlar çift kolonlarla panolara ayrılmıştır. 25

    26. Sayfa
    Laurenziana kitaplığı 1526 FloransaKolonlar taşıyıcı olma özelliğinden dolayı öne çıkarılarak arşitravı (özellikle iyon ve korent sütun üzenlerinin saçaklıklarının en alt öğesi) taşıdığı gösterilmektedir. Ancak burada Michelangelo bunun tersini uygulamış,kolonları içeri çekerek panoları öne çıkarmıştır (Duvar ile taşıyıcı birbirinden kopmaya başlıyor). 26

    27. Sayfa
    Laurenziana kitaplığı 1526 FloransaKitaplık duvarlarında kolonlar arası kör pencereler ve onların da üzerinde kör nişler bulunur. Hacimde kullanılan renkler; duvarların beyazlığı ile kolonlar, pencere nişleri, arşitravlar ve öteki strüktürel ve dekoratif elemanların koyu ve karanlık grisinden kurulmuş sert ve keskin bir şemadır. 27

    28. Sayfa
    Laurenziana kitaplığı 1526 FloransaDuvarda kullanılan Motifler Michelangelo’nun ilk Barok örneklerinden olabileceği fikrini verir28

    29. Sayfa
    Villa Capra (Rotonda) 1577Palladio genellikle tasarımlarında bir çekirdek oluşturur. Bu çekirdek etrafında daha alçak kütleler ve yapının arazi ile uyumunu sağlamaya çalışır. Bu davranış tarihsel açıdan son derece önemli bir aşamadır. Batı mimarlığında ilk kez çevre ve yapı birbirine bağımlı özellikleri ile ele alınmaktadır. 29

    30. Sayfa
    Villa Capra (Rotonda) 1577İlk kez burada evin temel aksları doğa içinde de devam etmekte, veya bunun karşıtı olarak dış mekandaki akslar iç mekana taşınmaktadır. İnşa edildiği dönemde büyük bir başarı olarak kabul edilmiştir. Yapı, ince iyonik portikoları (küçük sütunlarla taşınan giriş sundurması), alınlıkları ve dikkatle yerleştirilmiş alınlıklı pencereleri ve ortadaki kubbesi ile heybetli bir görüntüye sahiptir.30

    31. Sayfa
    Villa Capra (Rotonda) 157731

    32. Sayfa
    Rönesans Bahçeleri Villa Lante, 1566, İtalya Bu bahçe Düzenlemesinde eğimli topografyadan yararlanılır. En aşağı noktada ızgara sistemde tasarlanmış çiçek tarhları arasında bir fıskiye bulunur. Batıda arazi keskin bir şekilde yükselir. Üst kota açılı merdivenlerle çıkılır. 32

    33. Sayfa
    Üst kotta çevresi yüksek ağaçlarla tanımlanmış teraslar yer alır. En üst kotta suyun çıktığı yeri örten bir pavyon bulunur. Bahçe terasları aşağı kotta en bakımlı olanlardan, en üstteki ilkel olanlara doğru hiyerarşik birdüzen oluşturur. 33

    34. Sayfa
    15. yy’ın ortalarında dengesiz ve uyumsuz bir sanatı ifade eden “maniyerizm” doğdu. Buna göre; sanatçının doğaya göre çalışmadığı ama doğa gibi, kurucu biçimde çalıştığı öne sürüldü. Maniyerizm, Rönesans’ın olgunluk döneminde , en verimli çağına ulaştıktan sonra 16. yy ‘ın ortalarında zayıfladığı döneme verilen addır. 34

    35. Sayfa
    Maniyerist görüşte incelik ve zariflik ön plandadır. Fransa’daki maniyerist örneklerde mimari ölçekte yine antik dönem elemanları ve Ordrlar ile iç mekanda mobilyalar, duvarlar ve bölmelerde melek ve aşk tanrısı gibi gerçek dışı motifler ve objeler kullanılmıştır. Avrupa’da bir çok ülkede benzer örnekler görülmüştür.35

  • 5
    Önizleme: 6 ay önce

    Ronesans ve Machiavelli / Yeniçağ

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    YENİÇAĞ- MACHIAVELLI1

    2. Sayfa
    YENİÇAĞDA DÜNYA:Feodal düzenin çözülmesi, Pazar ekonomisinin yaygınlaşması ile kapitalist düzenin tohumları atılır.Haçlı SeferleriDeniz aşırı keşiflerTicaret ve sermaye birikimiEndüstrileşmeFeodal ilişkilerin çözülmesiKentlerin yükselişe geçmesi2

    3. Sayfa
    Ortaçağın dua edenler, soylular ve halktan oluşan toplumsal tabakalaşmasına üçüncü tabaka adına burjuvazinin dahil olması.Eğitimin kilisenin tekelinden çıkması.Klasik eski çağlara ilginin uyanması.Kargaşa yerine güçlü merkezi otoritenin kurulması talebiKralların güç kazanarak Papa’nın gücünü kırmaya başlaması3

    4. Sayfa
    Rönesans’ın beşiği İtalya. Toplumsal ve siyasal örgütlenme açısından Reform’un beşiği Almanya’yla benzeşir.Her ikisi de ticaretin canlanmasından etkilenmiştir.Ancak Rönesans’ta özgürlük kavramı etrafında oluşan bireycilik anlayışının dinsel kökeni yoktur.Rönesans 4

    5. Sayfa
    Reform, Rönesans’tan farklı olarak I. Yüzyıla dönüşü ifade eder.Rönesans’ın yeni özgürlük/yeni insan anlayışı İtalyan kent devletlerinin, Floransa’nın özgürlüğüne bağlıdır.5

    6. Sayfa
    Rönesans’la dinamik bir insan kavramı doğar.İnsanın birey olarak toplumdan ayrı bir varlık halinde anlaşılmaya başlanmasıİnsanın kendi eylemiyle kendini gerçekleştirme gücüne inanç.Birey ve zaman arasındaki ilişki dünyevileşir.Geçmiş-şimdi-gelecek arasında akıp giden zamanda “sonra” olanın “önce” olandan daha üstün olduğu anlayışının ortaya çıkması.6

    7. Sayfa
    XII. Yüzyıldan itibaren Kuzey İtalya’da yeni bir toplumsal siyasal örgütlenme gelişir.Soydan geçme monarşi anlayışının karşısında bu kentlerde özgürlük isteyen birimler oluşur.Seçimle işe gelen, her yıl değişen konsüller tarafından yönetilirler.Bu konsüller, hukuksal olarak Kutsal Roma-Germen İmparatorunun vassalıdır. Ancak fiilen bağımsızlık kazanmışlardır.Özgürlük bunların siyasal bağımsızlığı olarak algılanmaya başlar.Kuzey İtalya’nın Kent Yönetimleri7

    8. Sayfa
    Bu, aynı zamanda kentlilerin kentliler tarafından yönetilmesidir. Yani cumhuriyet ve özgürlük eşleştirilir.8

    9. Sayfa
    Toscana’da, Floransa’da 14. yüzyılın filolog şairleri (Petrarca, Bocaccio, Dante) tarafından yaratılan Rönesans hareketi bütün İtalya’ya hızla yayılır.Rakip şehirlerden her biri, komşusundan daha parlak bir merkez yaratma kaygısında.Bu devletlerde iktidarı ele geçiren tiranlar lükse, güzel şeylere önem veriyorlar. Saraylarını yeni ileri gelen sanat ve düşünce adamlarıyla dolduruyorlar.Şehirlerde yerleşen soylular ve zengin burjuvalar da zarif, lüks, zevk ve sefa dolu bir hayat yaşamak istiyor.Sanatkarlar ve bilimadamlarına değer veriliyor.Floransa’lı Dante, Bocaccio, Petrarca’dan sonra Machiavelli, Brunellesco, Donatello, Leonardo da Vinci, Michelangelo rönesansın en büyük temsilcileri oluyor.Mediciler ailesi Floransa’nın Rönesans’ın merkezi olmasında büyük rol oynuyor.9

    10. Sayfa
    Giovanni Boccaccio (1313-1375)…style.visibilityppt_wppt_h

    11. Sayfa
    Giovanni Boccaccio – Decameron Öyküleri…style.visibilityppt_wppt_h

    12. Sayfa
    Floransa'da Medici Sarayı (1446-1460)…style.visibilityppt_wppt_h

    13. Sayfa
    Lorenzo de Medici büyük hümanistlerden eğitim almış, kendisi de şiir yazmış bir sanatsever. En büyük bilim adamlarını ve sanatkarları saraylarında topluyorlar. Michelangelo, Lorenzo de Medici’nin sarayının bahçesinde kurduğu okulda yetişiyor.Floransa’da Platon felsefesinin merkezi olarak Akademi’yi kuruyorlar.Floransa Akademisi, Skolastiğin temeli sayılan Aristo’ya karşı cephe almakla düşünsel özgürlüğü simgeliyor.13

    14. Sayfa
    Dante Alighieri (1265-1321)…style.visibilityppt_wppt_h

    15. Sayfa
    İlahi Komedya'nın ilk sayfası…style.visibilityppt_wppt_h

    16. Sayfa
    Gherardo di Giovanni, Dante'nin İlahi Komedyası’ndan sahneler…style.visibilityppt_wppt_h

    17. Sayfa
    Dante ve kitabı, Floransa, (Domenico di Michelino - 1465)…style.visibilityppt_wppt_h

    18. Sayfa
    Leonardo da Vinci (1452-1519)…style.visibilityppt_wppt_h

    19. Sayfa
    Lonardo da Vinci – Vitruvian Man…style.visibilityppt_wppt_h

    20. Sayfa
    Leonardo da Vinci, Son Ziyafet tablosu, Santa Maria delle Grazia Kilisesi yemekhane duvarı…style.visibilityppt_wppt_h

    21. Sayfa
    Lonardo da Vinci - Mona Lisa (1502)…style.visibilityppt_wppt_h

    22. Sayfa
    Michelangelo Buonarroti (1475-1564)…style.visibilityppt_wppt_h

    23. Sayfa
    Michelangelo, Ölen Esir heykeli (1513)…style.visibilityppt_wppt_h

    24. Sayfa
    Michelangelo, Sistine Kilisesi tavan süsleri (1508-1512)…style.visibilityppt_wppt_h

    25. Sayfa
    Michelangelo, Sistine Kilisesi tavan resmi eskizleri…style.visibilityppt_wppt_h

    26. Sayfa
    15. yüzyılda ve 16. yüzyılın ilk yarısında İtalya’da olağanüstü bir sanatsal gelişim görülüyor. Rönesans, büyük sanatsal elişim, edebiyat ve fikir alanında yenileşme, kaynağını klasik Roma-Yunan fikir ve edebiyatından alan hümanizm hareketi….Sanat, kilisenin tekelinden kurtuluyor, bireyselleşiyor.Realizm, natüralizm, doğaya dönüş…26

    27. Sayfa
    Venedik'te tipik bir Rönesans binası, Casa d'Ora, (1421-1437)…style.visibilityppt_wppt_h

    28. Sayfa
    Venedik'te Dukalık sarayı…style.visibilityppt_wppt_h

    29. Sayfa
    İtalyan şehirleri …style.visibilityppt_wppt_h

    30. Sayfa
    İtalya…style.visibilityppt_wppt_h

    31. Sayfa
    İtalya…style.visibilityppt_wppt_h

    32. Sayfa
    Floransa…style.visibilityppt_wppt_h

    33. Sayfa
    Floransa…style.visibilityppt_wppt_h

    34. Sayfa
    Napoli…style.visibilityppt_wppt_h

    35. Sayfa
    Napoli…style.visibilityppt_wppt_h

    36. Sayfa
    Cenova…style.visibilityppt_wppt_h

    37. Sayfa
    Cenova…style.visibilityppt_wppt_h

    38. Sayfa
    Venedik…style.visibilityppt_wppt_h

    39. Sayfa
    Venedik…style.visibilityppt_wppt_h

    40. Sayfa
    Romastyle.visibilityppt_wppt_h

    41. Sayfa
    Machiavelli Floransa, (1469-1527)İl Principe; Discorsi41

    42. Sayfa
    Bir hukukçunun oğlu …29 yaşında Floransa Cumhuriyeti şansölyelik ikinci sekreteri olmuş ve on dört yıl boyunca Fransa ve Almanya’da İtalyan devletleri adına diplomatik görevler yürütmüş.1512'de yönetimi ele geçiren Mediciler'e komplo kurmakla suçlanarak hapse mahkum edildi ve işkence gördü.X. Leon'un başa geçmesiyle özgürlüğünü kazanmışsa da artık gözden düşmüştür. Floransa’nın yakınlarında San Casciano'daki mütavazi evinde, güç şartlarda sekiz sene geçirir; yoksulluk içinde beş çocuğunu burada büyütür ve eserlerinin çoğunu da yine burada yazar. Nihayet tekrar itibar görerek diplomatik memuriyetlere verilir ve Floransa'nın tarih yazarı olarak atanır. Fakat, Mediciler’in devrilmesiyle birlikte talihi de döner. Galip gelen taraf olan Cumhuriyetçilerin kendisini şüpheyle karşılamaları üzerine görevinden alınır ve böylece kendisi için unutuluşun ve neredeyse sefaletin içine düştüğü kısacık dönem başlar. 2 2 haziran 1527'de ölür.42

    43. Sayfa
    Yaşadığı dönemde İtalya: 15. yüzyılın ortalarına doğru İtalya’da eski şehir cumhuriyetleri yerine beş büyük devlet kurulur. Güney İtalya’da Napoli Krallığı, ortada Kilise Devleti, Kuzey’de Toscana’da Floransa Cumhuriyeti, Milano Dukalığı, Savoia Dukalığı, Ceneviz ve Venedik başlıca devletleri oluşturuyor.Demokrasi, oligarşi, teokrasi, monarşi, tiranlık gibi her türlü yönetim şekli….Bu devletler dengeyi korumak için birbirlerinin büyümesini istemiyor. Birbirlerine karşı ittifaklara giriyorlar. Denge politikası ve birbirlerine bağlı devletler…43

    44. Sayfa
    Napoli İspanyol Aragon krallığından, Milano ve Ceneviz de Fransa krallığından sık sık yardım istiyor. Bu kuvvetli krallıklar İtalya işlerine giderek daha fazla müdahale ediyorlar ve sonunda İtalya savaşları (1494-1559) ortaya çıkıyor.44

    45. Sayfa
    Yaşadığı dönemde, Avrupa’nın bütün büyük devletleri otokratik yönetimler altında... Despotluk her yerde etkili. Machiavelli Prens’i bu izlenimlerle yazmış.Ortaçağın teolojik dogmaya ve felsefe geleneklerine dayanarak güvenilir bilginlerden aktarma yapmak alışkanlığı yerine, tarihe ve çağdaş siyaset uygulamalarına bakarak sonuç çıkarır.Siyasal sorunları din, metafizik, ahlak ilkelerinden soyutlayarak ele alır.45

    46. Sayfa
    Siyaseti yeryüzüne indirmiş. Bu nedenle siyasal düşünceler tarihinde bir yeniliktir.Siyaset biliminin doğuşu; Yeni siyaset yöntemi siyaseti aşkın bir gücün etkisinden ya da doğal açıklamalardan kurtarıp insanların eylemlerine indirgiyor.46

    47. Sayfa
    Pragmatist ve yararcı bir siyaset anlayışı: Siyaseti pratik bir faaliyet olarak görüyor. Siyasetin ahlaki kaygılara dayanmaksızın, yarar ilkesine göre yürütülmesi gerektiğiBaşarılı siyasal davranış için tarih ve deneyimden kurallar çıkarsamak: (Tümevarımcı yöntem)İnsan doğası anlayışıGerçekçilik: Siyasetin özü, iktidar mücadelesidir.Nasıl bir siyaset anlayışı?47

    48. Sayfa
    Devlete egemen merkezi iktidar anlamını kazandırıyor.Hükümdarlığın ne olduğunu, kaç çeşit hükümdarlık olduğunu, hükümdarlığın nasıl elde edilip muhafaza edildiğini, nasıl kaybedildiğini açıklıyor.48

    49. Sayfa
    Prens’te güçlü ve sarsılmaz iradeli bir önderin siyasal egemenliği ele geçirmesi, artırması ve sürdürmesi için hangi yollardan gitmesi gerektiğini ortaya koyuyor.Bunu yaparken hak ve adalet sorunlarına, din ya da ahlaka uygunluk düşüncelerine ancak başarıyla ilişkisi oranında yer veriyor.49

    50. Sayfa
    Ahlakı siyasete feda ettiği ya da amaçla aracı özdeşleştirdiği, amacın her türlü aracı yasal kıldığını savunduğu iddia ediliyor.Oysa Machiavelli’nin asıl belirtmek istediği, bir devletin ya da bir devlet adamının kendi ülkesinin birlik, bağımsızlık ve güvenliği için yararlı her türlü hareketi yapabileceği ilkesidir.50

    51. Sayfa
    Siyaset ve din kurallarını birbirinden ayırır.Laik bir kuramsal çerçevede olması gerekeni değil, olanı inceler.Machiavelli’den önceki klasik siyaset teorisi “olması gereken”in üzerinde durur. İdeal düzen arayışı içindedir. Siyasal düşüncenin konusu “gerçekçi” biçimde tanımlanmış olan iktidar sorunuyla temellendirilmesi Machiavelli ile başlar.51

    52. Sayfa
    Siyaset, idealar dünyası, Tanrı Devleti gibi bu dünya ötesi kavramlardan arındırılır.İktidara gelmek ve onu korumak anlamında bir teknik beceri konusu olarak ele alınır.İnsanın kendi güç ve iradesiyle kendi kaderine egemen olabileceğini, kendi kendini zaman içinde yaratıp geliştireceğini kabul eden bir dünya görüşüne dayanır.52

    53. Sayfa
    İlk kez örgütlenmiş bir güç olarak devletten söz ediyor.Prens ile devlet kavramlarını özdeşleştirir.Prenslik türleri: Eski prensliklerYeni prensliklerKarma prensliklerDinsel prensliklerPrens, en üstün emretme gücüne sahip olan egemendir. 53

    54. Sayfa
    İktidarı ele geçirmenin yolları:Başkalarının yardımı ileTalihin yolunda gitmesiyle/Şans sonucuFortuna: yazgı, şans, talihVirtu: yetenek, beceri, enerji, kararlılık54

    55. Sayfa
    Kişinin virtu yoluyla iktidarı zor ama güçlü bir iktidar olacaktır.Prensin kişisel nitelikleri üzerinde durur.Yönetimin kökenleri ve yönetimlerin dolaşımıAntik çağa özgü döngüsel tarih anlayışıEn iyi yönetim biçimini tartışır.Karma yönetimin üstünlüğü“Roma’da devleti daha mükemmel kılan halk Tribunus’larını hangi olaylar doğurmuştur?”Cumhuriyetin erdemleri55

    56. Sayfa
    “… sıradan bir yurttaşın alçaklıkla ya da hoşgörülemez bir başka şiddetle değil de yurttaşlarının desteğiyle ülkesinin prensi olmasına gelirsek (buna sivil prenslik denilebilir ve buraya erişmek için büyük bir erdemden, büyük bir talihten çok, rast giden bir kurnazlık gerekir) bu konuma ya halkın ya da büyüklerin desteğiyle gelinir… Çünkü her kentte iki karşıt eğilim vardır; halk büyükler tarafından güdülmek ve ezilmek istemez, büyüklerse halkı gütmek ve ezmek isterler; bu iki ayrı eğilimden, kentte şu üç sonuçtan biri ortaya çıkar: Prenslik, özgürlük [cumhuriyet] ya da kargaşa”56

    57. Sayfa
    “Prenslik, kimin eline olanak geçtiğine bağlı olarak halk ya da büyükler tarafından kurulur; çünkü büyükler halka karşı koyamadıklarını gördüklerinde, içlerinden birinin gücünü, şanını artırıp, gölgesinde karınlarını doyurmak için onu prens yaparlar. Büyüklerin yardımıyla prens olan halkın yardımıyla prens olana oranla daha zor tutunur yerinde; çünkü çevresindeki prensler kendilerini onunla eşit saydıkları için onlara dediklerini yaptıramaz, onları istediği gibi yönlendiremez. Ama halkın desteğiyle prens olan kişi tek başınadır, çevresinde ona boyun eğmeye hazır olmayan hemen hiç kimse yoktur.”57

    58. Sayfa
    “… halkın desteğiyle prens olan biri, halkla dostluğunu sürdürmelidir; bu da onun için çok kolaydır, çünkü halk ezilmemekten başka bir şey istemez. Halkın desteği olmadan, büyüklerin desteğiyle prens olan biriyse her şeyden önce halkın sevgisini kazanmaya bakmalıdır; bu da kolaydır, halkı koruması altına alması yeter. Bir prensin halkla dost olmasının gerekli olduğu sonucuna varıyorum; dost olmazsa, kötü günlerinde başvuracağı hiçbir çare olmaz.”58

    59. Sayfa
    “… bilge bir prens, yurttaşlarının her zaman ve her durumda devlete ve kendisine gereksinme duymalarını sağlayacak biçimde davranmalıdır; bu durumda halk hep bağlı kalır ona.”“Bütün devletlerin, ister yeni, ister eski, ister karma olsun, sahip olması gereken başlıca temelleri iyi yasalar ve iyi ordulardır. İyi orduların olmadığı yerde iyi yasalar da olamayacağına ve iyi orduların olduğu yerde iyi yasalar olması gerektiğine göre, yasaları değerlendirmeyi bir kenara bırakıp ordulardan söz edeceğim.”59

    60. Sayfa
    “Şimdi de, bir prensin uyruklarına ve dostlarına karşı nasıl bir tutum ve davranış içinde olması gerektiğini görelim. … amacım, anlayana yararlı olacak şeyler yazmak olduğuna göre, konunun tasarımı yerine, var olan gerçekliğin peşinden gitmek daha tutarlı geldi bana. Birçok kişi, kimsenin görmediği, varlığı bilinmeyen prenslikler ve krallıklar tasarlamıştır; nasıl yaşanması gerekenle, gerçekten yaşanan arasında öyle büyük bir ayrım vardır ki, var olan yerine olması gerekenin peşine düşen kişi, kurtuluşunu değil, yıkımını öğrenmiş olur: Çünkü her zaman iyi olmak isteyen birinin bunca iyi olmayan arasında yıkıma uğraması kaçınılmazdır. Bu nedenle, iktidarda kalmak isteyen bir prensin iyi olmamayı öğrenmesi, böyle davranması, gerektiğinde de böyle davranmaması gerekir.”60

    61. Sayfa
    “…prensin devletini yitirmesine yol açacak kusurların utancından kaçınmayı bilecek denli uyanık olması gerekir; devletini yitirmesine yol açmayacak olanlardan da, elinden geliyorsa kaçınması doğru olur; ama elinden gelmiyorsa fazla önemsemeden kendini verebilir bunlara. Hele, onlar olmaksızın devletini zorlukla kurtarabileceği kusurların doğurduğu utançtan gocunmasın, çünkü her şey iyi değerlendirilecek olursa, erdem gibi gözüken bir şeye uymasının onun için yıkım olacağı, kusur gibi görünen bir başka şeye uymasının ise ona güvenlik ve dirlik getireceği görülür.”61

    62. Sayfa
    “Demek ki, bir prens halkını saymadığı, kendini savunabildiği, yoksul düşüp aşağılanmadığı, açgözlülük etmek zorunda kalmadığı için cimri diye anılıyorsa buna fazla önem vermemelidir, çünkü bu kusur onun iktidarda kalmasını sağlamaktadır.”62

    63. Sayfa
    “… Bundan bir tartışma doğar: Korkulmaktansa sevilmek mi iyidir, yoksa sevilmektense korkulmak mı? Yanıt ikisinin de gerekliliğidir; ama bu ikisini bir araya getirmek zor olduğu için, bu ikiliden birinden yoksun kalınacaksa, sevilmektense korkulmak daha güvencelidir. Çünkü insanlar konusunda genel olarak şu söylenebilir. Nankör, kaypak, içten pazarlıklı, sinsi, tehlike karşısında korkak, yarar canlısı olurlar; yukarıda dediğim gibi, tehlike uzaktaysa, onlara iyilik ettiğin sürece senin yanındadırlar, kanlarını, mallarını, yaşamlarını, çocuklarını verirler sana; ama tehlike yaklaşınca yüz çevirirler. Ve yalnızca onların sözüne güvenmiş olan prens, başka hazırlıklardan yoksun kaldığı için yıkıma uğrar; çünkü gönül yüceliği ve soyluluğu yerine parayla sağlanan bir dostluk, satın alınmış dostluk olup, sürekli değildir, gerekli olduğunda kullanılamaz. Ve insanlar, kendini sevdiren birinden çok, kendinden korkutan birine zarar vermekten çekinirler; çünkü sevgi bir gönül borcu bağına dayanır ve insanlar kötü oldukları için, kişisel çıkar söz konusu olduğunda bu bağ kopuverir; oysa çekinme, insanı hiç terk etmeyen ceza korkusuna dayanır.”63

    64. Sayfa
    “Bununla birlikte prens, sevgi sağlayamasa bile, nefretten kaçınacak biçimde korku salmalıdır; çünkü korkulmak ve nefret edilmemek pekala bir araya gelebilir; kentlilerinin, uyruklarının mallarına ve karılarına elini sürmedikçe bu durum gerçekleşir hep. Ama yine de birinin canına kıyması gerekirse, bunun uygun bir gerekçesi ve açık bir nedeni olmalıdır; ama özellikle başkasının malına el uzatmaktan kaçınmalıdır.”64

    65. Sayfa
    “… insanlar kendi isteklerine göre sevip, prensin isteğine göre korktuklarına göre, bilge bir prensin başkalarının olan bir şeye değil, kendinin olan bir şeye dayanması gerekir. Ancak, belirtildiği gibi, nefret uyandırmaktan kaçınması gerekir.”65

    66. Sayfa
    “Bir prensin sözünün eri olmasının ve hile yapmayıp dürüst bir yaşam sürmesinin ne denli övülesi olduğunu herkes bilir; bununla birlikte deneyler, verdikleri sözü fazla önemsemeyen kimi prenslerin günümüzde büyük işler başardıklarını, yaptıkları hilelerle insanların akıllarını çeldiklerini gösteriyor; bunlar sonuçta, dürüstlüğü benimsemiş olanlara üstün gelmişlerdir.”66

    67. Sayfa
    “Demek ki sağduyulu bir prens, eğer verdiği sözü tutmak kendine zarar verecekse ve söz vermesine yol açan gerekçeler ortadan kalkmışsa bu sözü tutamaz, tutmamalıdır da. İnsanların tümü iyi olsaydı, bu öğüt iyi olmazdı; ama kötü oldukları ve sana verdikleri sözü tutmayacakları için, senin verdiğin sözü tutman gerekmez. Ve sözünü tutmayan bir prens, hiçbir zaman haklı gerekçe bulmak sıkıntısı çekmez.”67

    68. Sayfa
    “… Tilki gibi davranmayı bilen, hep daha iyi sonuca ulaşmıştır. Ama bu yapıyı iyice allayıp pullamayı, göz boyamayı ve renk vermemeyi iyi bilmek gerekir: Ve insanlar öyle sıradan olurlar, güncel gereksinmelere öyle kolay boyun eğerler ki, aldatmak isteyen hep aldanacak birini bulur.”68

    69. Sayfa
    “Demek ki, bir prensin yukarıda belirtilen niteliklerin tümüne sahip olması gerekli değildir, ama bunlara sahipmiş gibi görünmesi gerekir. … Bağışlayıcı, sözünün eri, insancıl, dürüst, dindar görünmek ve olmak gibi; ama aklını öyle ayarlamalısın ki, gerektiğinde tersine dönüşmeyi bilmelisin. Ve şunu da belirtmeli ki, bir prens, özellikle de yeni bir prens, insanları iyi kılan bütün bunları uygulayamaz, çünkü devleti ayakta tutabilmek için çoğu kez verdiği söze, iyiliğe, insanlığa, dine karşı çıkmak zorunda kalabilir.”69

    70. Sayfa
    “… bir prens devleti ele geçirecek ve elinde tutacak gibi davranmalıdır: Başvuracağı yollar hep saygın sayılacak, herkesçe övülecektir; çünkü sıradan insan hep görünüşten, bir işin sonucundan etkilenir ve dünya sıradan insanlarla doludur ve çoğunluğun dayanacak bir yeri olduğunda, azınlığın bir önemi yoktur.”70

    71. Sayfa
    “… ayrıca yılın uygun dönemlerinde şenliklerle, gösterilerle halkı oyalaması gerekir. Ve her kent meslek birliklerine ve mahallelere bölünmüş olduğuna göre, bu toplulukları dikkate alması, kimi kez onlarla bir araya gelmesi, insancıllık ve eli açıklık örnekleri vermesi, ama konumunun saygınlığını korumayı hiçbir zaman unutmaması gerekir.”71

    72. Sayfa
    "Machiavelli'nin gayesi, yani İtalya’nın bir devlet mertebesine çıkarılması, bu yazarın eserinde tiranlığın haklı gösterilmesinden ve muhteris bir despot için imal edilmiş altın yıldızlı bir aynadan başka bir şey görmeyen bütün görme özürlülerce anlaşılamadan kalmıştır."  (HEGEL)72

    73. Sayfa
    Roma’dan bağımsız, merkezi otoritelerin denetiminde ulusal kiliseler kurulur.Fransa’da ve İngiltere’de kral Kilise üzerinde güç kazanır.Almanya’da papalığın ülke üzerindeki etkisini kıracak ulusal-merkezi bir otorite gelişememiş.Reform Hareketi: 16. yüzyıl73

    74. Sayfa
    İncil’i Almanca’ya çevirir ve yeniden yorumlar. Hıristiyanlığın köklerine gittiğini iddia eder. Görüşlerini “95 Tez” adı altında toplar ve 13 Ekim 1517’de Wiltenberg’deki saray kilisesinin kapısına çiviler. Papa yalnız kendi verdiği cezaları kaldırabilir. Endüljans ile kimseyi kurtaramaz.Tanrı insan aklıyla kavranamaz. Papaların mutlaka yetkili olmaları gerekmez.Bütün inananlar kendilerinin rahipleridir.Luther: 1483-154674

    75. Sayfa
    Protestan kilisesini kurar.Anti hümanisttir. Augustinus’un görüşlerini benimser.1521’de aforoz edilir.Alman ulusçuluğunun canlanmasına katkıda bulunmuştur.Prensi, siyasal iktidarı yücelten görüşleri vardır.Prense mutlak itaati savunur.Dış Hıristiyanlık ve İç Hıristiyanlık ayrımı.Tek bir kılıç vardır: Dünyevi iktidara aittir.75

    76. Sayfa
    Küçük din adamlarını, köylüleri, işçileri ayaklanmaya çağırır.Dinsel törenlerde latince kullanılmasını kaldırır.Ele geçirdiği Mülhausen cumhuriyetçi bir kente dönüşür.Ayaklanma bastırılır ve idam edilir.Münzer: 1489-152576

    77. Sayfa
    Protestan akımını Cenevre’de örgütler.1541’de Cenevre’de teokratik bir yönetim kurar ve diktatörleşir.Püriten ahlak anlayışını getirir.İnsan özgür iradesiyle, kendi çabasıyla kurtuluşa erişemez. Kurtuluş Tanrı’nın lütfuna bağlıdır.Bu yüzden yeryüzünde insanlar arasında bir ayrım yapmak mümkün değildir.Devlet gerekli. İnsanların bedenlerinin bu dünya ile ilgili yönetimi devlete ait.Yazgı değişmeyeceğine göre insanların bu dünyada yapacakları şey, düzene boyun eğmektir.Calvin: 1509-156477

Rönesans Videoları

  • 3
    6 ay önce

    Rönesans Resim Sanatı Videosu

  • 3
    6 ay önce

    Rönesans sanatı videosu

Rönesans Soru & Cevap

  • 9

    6 ay önce

    Soru : Rönesans'ın bilim adamları ve sanatçıları kimlerdir?
    Rönesans bilim adamları ve sanatçıları konum nolur cevap yazın arkadaşlar ödevi teslim etmem lazım...Şimdiden TEŞEKKÜRLER....

    6 ay önce | Sil
    Cok yardimci oldun saol
    6 ay önce | Sil
    saoulun aynılarını araştırdım..
    6 ay önce | Sil

    Rönesans Ressamları
    Leonardo Da Vinci
    Gioto
    Rafaello
    Gentile Bellini (Fatih Sultan Mehmet bu ressama portresini yaptırmıştır)


    Rönesans Mimarları
    Michelangelo
    Donetello
    Ghiberti


    Rönesans dönemi Fransız düşünürler/bilim insanları:
    Rabelais (Rable)
    Calven
    Pleiade (Playd)
    Ronsard
    Marot
    Montaigne
    Pierre Lesco


    Rönesans dönemi Alman düşünürler/bilim insanları
    Erasmus
    Luther
    Alber Dürer
    Röklen


    Bu düşünürler dışında diğer ülkelerdeki ünlü rönesans düşünürleri şunlardır;
    İngiltere’de Shakespeare
    İspanya’da Cervantes, Velasguzs
    Hollanda’da Rembrant
    Polonya’da Kopernik

Rönesans Ek Bilgileri

  • 0
    3 hafta önce

    Rönesans Nedir?
    XV. yüzyıldan başlayarak İtalyada ve daha sonra diğer Avrupa ülkelerinde hümanizmin etkisiyle ortaya çıkan, klâsik İlk Çağ kültür ve sanatına dayanarak gelişen bilim ve sanat akımı


Sende Bilgi Ekle

Bu yazının geliştirilmesine yardımcı ol.

Yazı İşlemleri
Sponsorlu Bağlantılar
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)
Facebook Grubumuz